Hâlbuki, askerî ihtilallerde –her ne kadar askerî erkân ülke yararına birçok faydalı işler yapsa da– demokrasi düşüncesi inkıtaya uğramaktadır.. uğramakta ve onun Batı devletlerinde olduğu ölçüde bütün kurumlarıyla ülke geneline mâledilmesi çabaları maalesef akîm kalmaktadır.
Ayrıca devlet tecrübesi çok farklı bir faktördür. Askerî ihtilal döneminde, bu tecrübeye sahip olmayan ve konumları itibarıyla olmaları da beklenilmeyen komutanlar işin başına geçince, birtakım olumsuzlukların, geriye gitmelerin olması kaçınılmazdır. Onun için ihtilaller sonrası yapılan tespitlerde her bir darbe ile Türkiye’nin sadece ekonomik kalkınma alanında en az 10 yıl geriye gittiği, artık herkesin üzerinde ittifak ettiği bir gerçek.
Askerî darbelerin menfi neticeleri adına arz etmeye çalıştığımız bu iki düşünceden çok daha önemli olan ayrı bir nokta daha var ki, o da, darbeleri savunan-savunmayan, kabullenen-kabullenmeyen diye ülke insanının ayrı ayrı kamplara ayrılmasıdır. Genelde aydın takımı arasında olan bu cepheleşme, medya vasıtasıyla maalesef toplumun tüm katmanlarını da tesir altına almaktadır. Böyle bir kamplaşma, aradan yıllar geçse de, hepimizi üzecek olaylara sebebiyet vermektedir. Hâlbuki her iki kesimin temsilcileri de bizim insanımızdır. Hele dış dünyanın bütün müesseseleriyle üzerimize çullandığı günümüzde, kendi aramızda kardeşliğe, diyaloğa her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız olduğu da bir gerçek. Dolayısıyla faili meçhul cinayetleri planlayan ve gerçekleştirenlerin, bunların arkasında olduklarını düşünmemek elden gelmiyor.