Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi nasıl varlığıyla varlığımızı bulduğumuz O Zât (sallallâhu aleyhi ve sellem) ısmarlama bir insandır; O’nun etrafında toplanan insanlar da, O’na ümmet olma, yardımcı olma, arkadaş olma seviyesinde yine hususî yaratılmışlardır. Tabiî bu aynı zamanda şu mânâya da gelir: Siz artık bundan sonra bir Ebû Bekir (radıyallâhu anh) arasanız da bulamazsınız. Bir Ömer, bir Osman, bir Ali (radıyallâhu anhum) ile buluşamazsınız. Ama, temsil ettikleri misyon itibarıyla onların arkasında yer alacak Ebû Bekirler, Ömerler, Osmanlar, Aliler kıyamete kadar devam edecektir.
Sadece küçük bir örnek: Halid b. Velid (radıyallâhu anh), Mute’ye gittiğinde daha yeni Müslümandı. İki ay evvel Müslüman olmuş, iki ay sonra Mute’ye gidilirken, kumandanlık hususunda adı bile geçmemişti. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hz. Zeyd’den, Hz. Cafer’den, Hz. Abdullah b. Revâha’dan (radıyallâhu anhüm) bahsetmiş, “Bunların başına bir iş gelirse Allah kılıçlarından bir kılıç işe vaziyet etsin!”7 demişti. Tarihçilerin verdiği rakamlara göre Müslümanlar 3.000 kişi, Bizans ordusu 100.000 kişi kadardı ki, her ferde otuz küsur insan düşüyordu. Altı gün savaşıldı ve altıncı gün, kaderin cilvesi, üç kumandan da peşi peşine şehit oldu. Savaşın en şiddetli anında, yere düşmek üzere olan sancağı zayıf, nahif bir sahabi aldı ve arkada da Hz. Halid’i görünce “Tam sahibini buldum, al sancağı!” dedi. Belki Halid almak istemedi ama, zorla kabul ettirdi. Artık o gece Halid gecesiydi.
Dipnotlar
- 7 Buhârî, meğâzî 44; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 5/299.