İçeriğe geç

2. İradenin mahiyeti ne olursa olsun, mademki Allah bazı şeyleri onun üzerine bina etmiştir; öyleyse ona itibar etmek lâzımdır. Zira Allah, geleceğimizi, bizim iradelerimiz üzerine kurmuştur, yani geleceğimiz adına irade, bir bakıma plan ve proje gibidir. Onun için Ehl-i Sünnet olarak biz, ne Mutezilîler gibi ifrata ne de Cebrîler gibi tefrite düşmeden, iradeye gerçek değerini vererek dengeyi korumuş oluyoruz. Evet, bazıları “Doğduğumdan bu yana hep O’nun dediği oluyor.” deyip iradenin hiçbir kıymeti olmadığını iddia ederek, bazıları da iradeyi her şey görüp, hatta “O’nun haricî vücudu bile vardır.” diyerek imtihanı kaybediyorlar. Ehl-i Sünnet’e gelince onlar, “İrade itibarî bir varlıktır. Madem Allah (celle celâluhu), irade üzerine çok şeyleri bina etmiştir. Öyleyse iradenin küçüklüğüne veya yaratmanın, yaratılanın büyüklüğüne bakıp aldanmamalı.” diyor ve böyle bir düşünce ile veya düşüncede istikameti yakalamakla imtihanı kazanıyorlar.

İşte biz, bu çerçevede iradeye gerçek değerini verip Ehl-i Sünnet çizgisini yakalıyor, geleceğimize, hususiyle de işleyeceğimiz günahlara, hep bu açıdan bakıyoruz.

4