İçeriğe geç

Ayrıca “Duanız olmasa Rabbim sizi ne yapsın (ne ehemmiyetiniz var!)”10 âyetinin ifade ettiği hakikate göre, insanın çok önemli bir yanı, onun dua ile Allah’a teveccühüdür. Çünkü sair ibadetler dua kadar hâlis olmayabilir. Zira diğer ibadetlerin bazıları riyaya, süm’aya açıktır, bazıları da zâhirî sebepler çerçevesi içinde zoraki yapılabilir. Hâlbuki dua, esbabın bi’l-külliye sukûtu noktasında, insanın başvurduğu bir silah gibidir. Duada sebeplere müracaat edilmez. O, bir nispette riyaya ve süm’aya da kapalıdır. İnsan dua sayesinde, hiç kimsenin olmadığı bir mekânda bütün gönlüyle Rabbisine teveccüh eder, ellerini açar, kendini secdeye atar, gözyaşları ile seccadesini ıslata ıslata ve yana yakıla yalvarır durur.

İşte bu çizgi üzerinde yapılan dua, meyelân-ı hayra kuvvet verir, yani hayır yapma açısından insan iradesine güç ve kuvvet kazandırır. Nitekim Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), farklı rivayetlere göre günde 7011 veya 10012 defa istiğfar ediyor. Hayatının hemen her safhasında horoz ötmesinden,13 yeni elbise giymeye varıncaya kadar,14 değişik durumlarda hep dua ediyor. Aynen bunun gibi bizler de başlangıçta biraz zorlama ile olsa bile, yapa yapa zamanla hem duanın hem de istiğfarın çocuğu hâline gelebiliriz. İşte bütün bunlar irade ile ilgili ubûdiyet buudlu imtihanlardır.

Bu uzun faslı Yunus Emre’nin irade ile alâkalı mısralarıyla bitirelim:

Âciz kaldım zalim nefsin elinden Şol dünyanın lezzetinden doyamaz. Aynını (gözünü) almıştır gaflet gömleğin Ömrünün gelip geçtiğini bilemez. İlâhî, gaflet gömleğin giyene,
“Müslüman” der misin nefse uyana? Kazanıp kazanıp verir ziyana Hak yoluna bir pulunu kıyamaz. İlâhî, gafletten uyar gözümü, Dergâhında kara etme yüzümü Yunus eder, gelin tutun sözümü Dünya seven, ahireti bulamaz.
10