İçeriğe geç

Evet, Cenâb-ı Hakk’ın bu âyetlerdeki mukabelesini, وَلَا يَح۪يقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِه۪ۘ“Hâlbuki kötü tuzak, sahibinin başına dolanır.”33 çerçevesinde anlamalı. Çünkü kötü fiillerin Allah’a isnadı münasip düşmez.

Evet, Allah (celle celâluhu), ne alan ve şükreden, ne veren ve O’nun rızasını düşünenleri, ne de aldıklarına karşı nankörce davranan, vereceği yerde de ya cimri kesilen veya verdiklerini çıkar mülâhazasıyla ve başa kakmakla öldürenleri mukabelesiz bırakır. Ruhlarında mazhariyetlerini şükürle seslendirenler, Allah’ın onlara bahşettiği şeyleri, ilâhî ahlâkın gereği deyip başkalarına verenler bu tavırlarıyla yeni vâridâta davetiyeler çıkarmış olur ve kurbete sıçramak için yeni bir rampaya binmiş sayılırlar. Böyle bir “salih daire” (doğurgan döngü) de hayırlar, hep hayırlar doğurur.. ve nihayet gider maiyyet ufkuna ulaşırlar ki;

وَمَا يَزَالُ عَبْد۪ي يَتَقَرَّبُ إِلَيَّ بِالنَّوَافِلِ حَتّٰى أُحِبَّهُ فَإِذَا أَحْبَبْتُهُ كُنْتُ سَمْعَهُ الَّذ۪ي يَسْمَعُ بِه۪ وَبَصَرَهُ الَّذ۪ي يُبْصِرُ بِه۪ وَيَدَهُ الَّت۪ي يَبْطِشُ بِهَا وَرِجْلَهُ الَّت۪ي يَمْش۪ي بِهَا

hadisinin medlulünce34, ömrünü farz-nafile arası bir terakki kuşağında geçirenlerin Cenâb-ı Hak, onun işittiği kulağı, gördüğü gözü ve idrak ettiği kalbi olur; olur da, iyi şeyler işitir, iyi değerlendirmelerde bulunur.. hep iyi şeyleri görür ve zaviye inhirafına girmeden her gördüğünde ayrı bir mârifet dersi alır ve bütün bildiklerini kalbinde bir mârifet balı hâline getirebilir.

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَتَّخِذُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ أَنْدَادًا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّٰهِۘ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُۤوا أَشَدُّ حُبًّا لِلّٰهِ

“İnsanlardan bazıları da Allah’tan başkasını eş, ortak edinir ve Allah’ı seviyor gibi onları severler. İman edenlerin Allah’a muhabbeti ise daha sağlam (ve daha fazladır).”

(Bakara sûresi, 2/165)

52