“Meryem oğlu İsa’ya da (gün gibi) açık deliller (mucizeler) verdik ve onu Ruhü’l-Kudüs ile destekledik (teyit ettik).”
(Bakara sûresi, 2/87)
Bir hayli muhakkik, Ruhü’l-Kudüs’ün Cebrail (aleyhisselâm) olduğunu söyler.. hemen pek çok tefsir kitabında bu böyledir.14 Ne var ki, Hassan b. Sabit bir gün Efendimiz’in huzurunda:
demiş.15 Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de bunu tahsin etmiştir. O hâlde Cibril, Ruhü’l-Kudüs değildir; Hz. İsa da olamaz; zira وَأَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِ deniliyor ki, desteklenenin, destekleyenin aynı olmadığı açıktır. Kanaatime göre, Ruhü’l-Kudüs, lâhut âlemiyle doğrudan ilgili, Hakk’ın emriyle ve yine O’nun istediklerini desteklemeye hazır melekûtî bir güç ve kuvvettir ki, Hz. İsa’yı desteklerken İncil televvünlü olur, Efendimiz’i desteklerken de Kur’ân televvünlü.
Seyyidina Hz. Mesih’in evvelâ, gün gibi açık delil, burhan; iman, ikna ve hiç olmazsa ilzama götüren, kendileri açısından apaçık, başka bir şeye delâlet bakımından da fevkalâde vâzıh mucizelerle gönderilmesi ki, Kur’ân-ı Kerim, bunları değişik sûrelerde, çamurdan kuş biçiminde şekillendirilen şeylere, Allah’ın izniyle hayat üflenmesi, yine Allah’ın izniyle gözsüzün, abraşın iyi edilmesi ve ölülerin diriltilmesi, sonra gaybı ihbar nev’inden evlerde yenen ve biriktirilen nesnelerin bilinip haber verilmesi şeklinde sıralar.16 Sonra da Ruhü’l-Kudüs’le teyit buyurulmasında apaçık bir hususiyet sezilmekte.17 Bu da onun misyonunun farklılığını göstermektedir. Yoksa bazı Nasârâ’nın zannettikleri gibi, Ruhü’l-Kudüs Hz. İsa’nın şahsiyetinden bir parça değildir; onu teyit eden has bir teveccüh ve tecellîdir. Bu tecellînin Hz. Cebrail veya başka bir melekle temsil edilmesinde de beis yoktur.
Dipnotlar
- 14 Taberî, Câmiu’l-beyan 2/24.
- 15 “Allah’ın elçisi Cebrail aramızdadır. Ruhü’l-Kudüs’ün ise bir dengi yoktur.” (Müslim, fezâilü’s-sahabe 157)
- 16 Bkz.: Âl-i İmrân sûresi, 3/48; Mâide sûresi, 5/110.
- 17 Bkz.: Bakara sûresi, 2/87, 253; Mâide sûresi, 5/110.