İçeriğe geç
15. Bölüm

Ra’d Sûresi

رَبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَص۪يرُ*رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْلَنَاۚ رَبَّنَۤا إنَّكَ أَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
وَلَوْ أَنَّ قُرْاٰنًا سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ أَوْ قُطِّعَتْ بِهِ الْأَرْضُ أَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتٰىۘ بَلْ لِلّٰهِ الْأَمْرُ جَم۪يعًا

“Eğer okunan bir kitapla dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydı, yahut onunla ölüler konuşturulsaydı (o kitap yine bu Kur’ân olacaktı.) Fakat bütün işler Allah’a aittir.”

(Ra’d sûresi, 13/31)

1. Mealde de belirtildiği gibi, dağların yürütülmesi, yerin parçalanması, ölülerin konuşması bir kitap ile olacak olsaydı, bu, Tevrat, Zebur veya İncil değil, muhakkak Kur’ân olurdu diyerek, Allah (celle celâluhu) dikkat nazarlarını Kur’ân’a tevcih buyuruyor.

2. Eğer bu meseleler tahakkuk etseydi, mucize olacaktı. Kavimlerinin iman etmeleri için peygamberler bunları istese bile, olmadığına göre, dava-yı nübüvveti tasdik için olan mucizeler de, demek ki Allah’ın meşîet ve iznine tâbi…

167