İçeriğe geç

Ruhü’l-Kudüs baştan itibaren değişik temessüllerle sürekli Hz. İsa’yı takip eder. Hz. Meryem’in hamile kalışından hamlini vaz’etme ânına kadar hep bu yüce peygamberin kaderiyle iç içedir. Hz. Kadir ve Mukaddir, onu, tamamen maddeye ve materyalist düşünceye inhimak etmiş bir kavme peygamber olarak göndermeyi murat buyurunca, onu bütünüyle ruha, metafiziğe açık ve maddeci düşünceyi alt üst eden bir ortamda ve ona uygun şartlar içinde yetiştirmiş ve teyit etmiştir.

Ayrıca, Seyyidetina Hz. Meryem ve mahdum-u mükerremleri hakkındaki iftira ve isnatlara karşı da bir kudsînin kutsanması söz konusudur ki, hazımsız müstenkif ve müfterîlere karşı Kur’ân mahkemesinin Hz. Mesih hakkında beraat kararı sayılır. Allahu a’lemü bi’s-savâb…

فَبَۤاؤُۧ بِغَضَبٍ عَلٰى غَضَبٍ

“Nihayet onlar (serkeşlik yapan Yahudiler) gazap üstüne gazaba uğradılar.”

(Bakara sûresi, 2/90)

Yani daha önce maruz kaldıkları gazaptan kurtulma fırsatını yakalamışken değerlendiremeyip ikinci bir gazaba çarpıldılar. Bu âyet-i kerimedeki بَاءَ fiilinde hem istihkak (hak kazanma) hem de istikrar mânâsı vardır. Ancak bu kimselerin gazap üstüne gazaba uğramalarını, bu âyette geçen şeyler ki, Tevrat’ı kabul etmeme veya bir tevcihe göre İncil’i, hatta Kur’ân’ı inkâr etmeye bağlamak doğru olsa da tamamen değildir; zira bu kavimden bazıları, Zekeriya ve Yahya’yı (aleyhimesselâm) ve onların getirdiklerini de kabul etmemişler, dahası bu peygamberleri öldürmüşlerdir. Hepimizin bildiği gibi peygamberi öldüren ise ebedî Cehennemliktir. Bu itibarla da, bilhassa şu hususu işaret etmek yararlı olacaktır: Onlarda bazılarının kendi peygamberlerine, kendi kitaplarına muhalefetleri eskiden beri devam edegelmesine ve Hz. Musa ve Hz. İsa’ya yaptıkları şeylerin yanında, Efendimiz’e edip eyledikleri bardağı taşıran son damla olmuş ve onların gazap üzerine gazaba dûçâr kılınmalarını netice vermiştir.

35