Unutmamalısınız ki, belki etrafınızda sizi hıfzeden melekler sayısınca şeytanlar imanınıza tuzak kurmuş bekliyorlar. –Hafizanallah– zaaflarınızdan sizi vurmak için intizar ediyorlar. Bir kuytu yerde kapkaç yapmak ve bir köşede sizi kündeye getirmek için fırsat kolluyorlar. Öyleyse, gözleriniz sürekli O’nun kapısında olmalı; diliniz ve gönlünüz de hep O’nu anmalı. Düşünün ki, bir cin taifesi içinden geçiyorsunuz. O bir pençe atıp bir yanınızı koparmak, beriki bir hamle yapıp bir tarafınıza vurmak için sabırsızlıkla bekliyor ve siz biliyorsunuz ki, onların şerlerinden korunmanın yegâne çaresi Cenâb-ı Hakk’a teveccühtür; o esnada dudaklarınızın kıpırdaması durur mu hiç? Tabii ki durmaz. Sürekli O’na dua ve iltica edersiniz; Ayetü’l-kürsî okuyarak ya da Felak ve Nas’ı tekrarlayarak şerirlerin şerlerinden Allah’a sığınırsınız. İşte, yürüdüğünüz yolun her köşesinde nefis ve şeytan tarafından kandırılabileceğinizi de hesaba katmalı ve sürekli “Allahümme affeke ve afiyeteke ve rızâke. Allahümme ila mâ tühibbu ve terdâ” demelisiniz, Cenâb-ı Hak’tan af ve afiyet istemeli, rızasına uygun işlere muvaffak kılmasını dilemelisiniz. Allah, gizli-açık her hâlimizi bildiğine göre, duâda sözden daha ziyade özün önemli olduğu mülahazasıyla dudaklarınızdan dökülen her kelimeye gönlünüzden vize almış olma şartını da gözardı etmemelisiniz; yani, Cenâb-ı Hakk’a hep gönlünüzün diliyle seslenmelisiniz.
Bu itibarladır ki, imanın zevkine ermiş ve ibadette hassaslaşmış ruhlar, kat’iyen duada da kusur etmezler. Böyleleri, ibadeti varlıklarının gayesi bildikleri gibi duaya da fevkalâde önem verirler.. maddî-mânevî sebeplere riayetin yanında gönüllerini Rahman ü Rahim’e açıp yalvarmayı, O’na yakınlık arayışının sesi-soluğu gibi değerlendirir ve dualarını bir ümit, bir reca nağmesi gibi seslendirirler. Dua ederken, ümit ve beklenti neşvesinin yanında, mehabet ve endişe esintilerini de iç içe yaşarlar. Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve inayet kapılarının ardına kadar herkese açık bulunduğunu düşünür ve gece-gündüz, yüksek sesle ya da fısıltı halinde, gizli ya da açıktan dua dua yalvarırlar.
O’nun ve Sevdiklerinin Sevgisi
Peygamber Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) öğrendiğimiz dualardan biri de “Allahümme innî es’elüke hubbeke ve hubbe men yuhibbuke ve hubbe amelin yukarribu ilâ hubbike – Allahım, her şeyden önce Senin sevgini talep ediyorum; sonra bana Seni sevenleri sevdirmeni istiyorum ve bir de Sana yaklaştıracak amelleri benim içim sevimli kılmanı dileniyorum.” şeklindedir.