İçeriğe geç

Kalblerimizi Kaydırma...

Evet, bir mü’minin en önemli yanı sürekli Cenâb-ı Hakk’a tazarru ve niyazda bulunması; O’nun himayesine ve inayetine sığınmasıdır. Beyhude midir ki, bütün iman esaslarını hakka’l-yakin bilen ve mücessem iman kesilen Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) “Allahümme ya Mukallibel kulûb, sebbit kalbî ala dînike – Ey kalbleri evirip çeviren Allahım! Benim kalbimi de dininde sabitleyip perçinle.” duasını dilinden hiç düşürmemiştir. Başka bir duada da sürekli “Allahümme ya Musarrifel Kulûb, sarrif kulûbenâ ilâ tâatik – Ey kalbleri evirip çeviren Rabbim, kalblerimizi ibadet ü tâatine yönlendir!” demiştir. Gerçi, bir rivayette Peygamber Efendimiz’in bir önceki duayı “kulûbenâ” şeklinde ve cem’î (çoğul) sigasıyla söylediği de belirtilmektedir; fakat, Allah Rasûlü genelde “Allahümme ya mukallibel kulûb, sebbit kalbî ala dinike” diyerek bu talebini nefsi mütekellim (birinci tekil şahıs) sigası ile dile getirmiştir. Söz Sultanı’nın bu lâl ü güherindeki espriye dikkat etmek gerektir. Zira, Rasûl-i Ekrem Efendimiz hiç dilinden düşürmediği bu duada “Benim kalbimi de dininde sâbit eyle!” demektedir. Endişesi mi vardı onun, hâşâ ve kellâ! Cenâb-ı Allah ona imanı lutfederken aynı zamanda onu Habibi’nin kalbine perçinlemişti. Fakat, isterseniz siz bu sözü de Peygamber Efendimiz’in temkinine ve ne olur ne olmaz mülahazasına bağlayabilirsiniz. Tabii ki bu çok önemli meselede ümmetine ders veriyor olması da hatırdan dur edilmemelidir. Onun bu tavrı, “Zinhar, bu hususta kusur etmeyin; Allah’ın korumasına sığının, sürekli O’na teveccüh edip dua dua yalvarın” manasına gelmektedir.

Dolayısıyla, Allah’ın rızasına nâil olma meselesi de ibadet ü tâatin yanında, sürekli Cenâb-ı Hak’tan istemeye vâbestedir. Şayet, O’nun hoşnutluğunu kazanmak ve sevgisine mazhar olmak istiyorsanız, seyr ü süluk-i ruhanîde sizi muhabbete ve rızaya götürecek yol ne ise o yolda yürümelisiniz. Kendi anlayış ve idrakinize göre rızaya ulaştıracak bir yol bulup onu takip etmelisiniz. Kalbin zümrüt tepelerinde o hakikate doğru seyahat yapmalısınız. Fakat, o yolda yapıp ettiklerinizi kat’iyen yeterli görmemeli; gece-gündüz, sabah–akşam el açıp tazarrû ve niyazla Cenâb-ı Hakk’a sığınmalı, O’na teveccüh edip içinizi dökmeli ve yana yakıla O’ndan rızasını istemelisiniz.

112