Sevgimizdir Sermayemiz
Böyle bir dehâlet, bir sığınma, bir istimdat ve büyükleri hayırla yâd ederek onlarla bir tanışıklık sağlama cehdi şirk işmam eden tavırlardan uzak olduğu gibi, cüret, enaniyet, kibir ve su-i edepten de uzaktır. Çünkü, bu mülahazanın ardında kendi ameline güvenmeme duygusu vardır. Bu tavır, “İşin doğrusu, biri elimizden tutmazsa biz Münker ve Nekir’e doğru dürüst cevap veremeyiz. Ötede biri imdadımıza koşmazsa mahşeri aşamayız; birinin eteklerine yapışmadan sıratı geçemeyiz!” hislerinin sesi-soluğudur. “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” hadis-i şerifi fehvasınca, ötede o rehberlerle, hususiyle de Rehberler Rehberi Hazreti Muhammed Mustafa (aleyhissalatü vesselam) ile beraber olma arzusunun ifadesidir. Ayrıca, elinden geldiğince dine ve diyanete bağlı yaşayan ama ameline asla itimat etmeyip sadece Allah’a ve O’nun makbul kullarına karşı beslediği sevgiyi sermaye olarak kabul eden bir insanın sürpriz bir şekilde maiyyet-i ilâhiyeye mazhar olması da her zaman muhtemeldir.
Arz etmeye çalıştığım duada, Allah Rasûlü (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) üçüncü olarak, “Allahım, Sana yaklaştıracak amelleri bana sevdir!” diyor. Allah’ın sevdiği kullar hem burada hem de ötede insan için birer hayır vesilesi ve şefaatçi oldukları gibi, Cenâb-ı Hak katında makbul ameller de hem insanın, cismaniyetin darlığından kurtulup Allah Teâlâ’ya yaklaşmasına vesile olur, hem burada bazı belalara karşı paratoner vazifesi görür, hem de ötede bir burak olup Cennete taşıyan bir vasıta haline gelir. Bu ameller, esaslarına ve şartlarına dikkat edilerek ihlaslıca yerine getirilen namaz, oruç, hac, zekat ve kurban gibi ibadetler olabileceği gibi, ihlas, ihsan, haşyet ve rıza gibi kalbî ameller de olabilir.