Evet, mesela 11. ya da 12. asırda yaşayan bir müceddidin, Hazreti Alîm ü Hakîm’in eczahane-i kübrâsından alıp insanların dertlerine deva olarak sunduğu hakikatler de çok önemlidir. Öz ve esas itibarıyla, o devirde ortaya konan bir reçetenin daha sonraki dönemlerde de istifadeye medar olması her zaman muhtemeldir. Ne var ki, her döneme has bazı hastalıkların ve çözüm bekleyen bir kısım yeni problemlerin mevcudiyeti de şüphe götürmez bir gerçektir. Ayrıca, çeşitli ilim sahalarında katedilen mesafelerin her geçen gün daha zengin yorumlar ortaya koyma fırsatı verdiği de bir hakikattir.
İşte, Bedîüzzaman’ın hemen bütün eserleri ve faaliyetleri, içinde doğmuş olduğu çağ zaviyesinden ve yorumlanmaya açık bazı meseleleri yorumlama açısından o uğurda harcanmış ciddî bir gayretin sonucudur. O, içinde yaşadığı toplumun dertlerini teşhis ederek onlara karşı reçeteler sunmuştur. Bunu yaparken, tabii ki seleflerinin tecrübe ve müktesebâtından istifade etmiştir; fakat, sadece kuru taklide takılıp kalmamış, bütün meseleleri bir de kendi dönemi zaviyesinden değerlendirmiştir. Seleflerinin esrâr-ı Uluhiyet ve esrâr-ı Rububiyet adına gösterdikleri ufuklara bakıp şahlanmış, kanatlanmış; meselelere kendi zamanının idrak seviyesinin çok üstünde bir bakış açısıyla yaklaşmış; fizik, kimya, biyoloji, zooloji ve antropoloji gibi müsbet ilimleri de yine kendi davasını isbat istikametinde kullanmış ve her gün biraz daha gelişen bu ilimler zaviyesinden meselelere bakıp şimdilerde çok daha yeni şeyler söyleme adına arkadan gelenlere bambaşka kapılar aralamıştır.
Bu itibarla da, dünden bugüne iman ve Kur’ân hizmeti çağın çok iyi okunmasına bağlı ve zamanın şartlarına uygun bir yolda devam edegelmiştir ki, bu husus da hikmete mazhariyetin mühim bir yanıdır.
“Bende Bu Ümit Oldukça...”
3) Hikmete mazhariyetin bir neticesi olarak, ıslah azmi içinde bulunmak ve bu gayeye matuf çağı iyi okumak şeklinde serdettiğimiz iki esas meseleyi, teşhisi yapılan hastalıkları tedavi ederken şartları ve konjonktürü nazar-ı itibara alma, hizmet üslubunu güzelce belirleme, mebde ve müntehâya bütüncül bir nazarla bakma ve asla acelecilik yapmama gibi hususlar takip eder.