İçeriğe geç

ben onun kulluğundan razıyım, o da benim Allah olduğumdan, Mevla olduğumdan razı mıdır?” Allah Resûlü Hazreti Ebû Bekir’in yanına gider. Her şeyini Allah yolunda sarf etmiş ve tek şeye bürünmüş, silinmiş insan… İbadetin en büyüğünü yaparken dahi kimsenin haberi yok, sadece Mevla için yapıyor. Allah Resûlü, Ebû Bekir’i gerçekten o kılık ve kıyafette bulur. Efendimiz’in gözleri dolar ve sorar: “Nedir bu durumun ey Ebû Bekir?” “Yâ Resûlallah! İstediler, ben de istediklerini verdim.” der Ebû Bekir. Buradaki mana çok derindir. Biz Allah’tan istiyoruz, Allah her istediğimizi veriyor. Allah’ın kulları, Allah’ın malını bizden istediği zaman neden vermeyelim?Resûlullah bunun üzerine şöyle buyurur: “Allah’ın sana selamı var, ey Ebû Bekir! Allah ferman etti ki, Ebû Bekir’e söyle, ben ondan razıyım, o da Benden razı mı?”Bunu duyan Hazreti Ebû Bekir ağlamaya başlar: “Benim ne haddim var ki, Mevla’mdan razı olmayayım. Ben Mevla’mın Rab olduğundan, Mabûd-u Mutlak olduğundan memnunum.” Mevla razı oluyor. Zira O’nun rızası esastır. Hazreti Ebû Bekir (radıyallahu anh), birçok şeyde olduğu gibi Allah rızasını kazanma hususunda da en önde geliyor. O, Mevla’nın rızasından başka hiçbir şey düşünmemiş ve hayatını hep öyle yaşamıştı.Hazreti Ebû Bekir bu hassasiyeti peygamberinden öğrenmişti. Hazreti Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem), şanı yüce peygamber… Bütün insanlığın iftihar tablosu… Tek, yekta insan… Bilhassa bayram gibi mübarek günlerde, sokakta, çarşıda, pazarda gezer, yoksulun elinden tutar, Allah rızası için dine ihtiyacı varsa dini anlatır, giyime ihtiyacı varsa giydirir, yemeye ihtiyacı varsa yedirirdi.Bir gün nurlu Medine’nin nurlu bir sokağında gezerken bütün çocukların oynamasına, hoplayıp zıplamasına

351