İçeriğe geç

ğildir. Bombalar, molotof kokteylleri yoktur onda. Kur’ân’ın lügatinde yıkmanın, kırmanın, saldırganlığın ve barbarlığın yeri yoktur. Onun sloganlarla işi yoktur… Kur’ân sadece gönüllere taht kurmanın yolunu arar. Onunla herkes melekmisal bir hüviyete bürünür. Buna, Hazreti Muhammed’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) günümüze kadar aralıklı olarak, bazen yirmi beş bazen elli bazen yüz sene bazen de daha uzun sürmüş olan saadet dönemleri şahittir. Kur’ân’ın ortaya koyduğu prensipler hayal değil, hakikattir. Bunun dışındaki sistemler ve ‘izm’lerle adlandırılan bütün ideolojilerin hepsi birer safsata, iddia ve hülyadan ibarettir. Kapitalizmden komünizme, sosyalizme kadar bu ideolojilerin hepsi huzur getireceği iddialarıyla gelmiş ama her defasında insanlığı kana boğmuştur. Üniversite kapılarına kadar anarşizmi getirmişler, milleti rahatsız etmişlerdir. Şimdiye kadar bu ideolojileri savunanlardan beş tanesinin arasında dahi iddia ettikleri huzurlu sistem kurulamamıştır. Bir dönemde kurulduğu iddia edilen Rusya’da bu sistem, milyonlarca insanın cesedi üzerine inşa edilmiştir. Yüzbinlerce insan sürgün edilmiş, yüz binlercesi ise zindanlarda çürütülmüştür.

İnsan beyninden çıkan sistemlerin hemen hepsinde kan vardır, gözyaşı vardır, anarşi vardır. Yol, Kur’ân’ın yoludur. Huzur ve saadet de bu yoldadır. Zira Kur’ân’ın hayat sistemi Allah’ın ezelî kelâmından çıkmıştır. İnsanoğlu, mutluluğu ancak iman atmosferinde, Kur’ân’ın nurlu havasında tadacaktır. Yüce Kur’ân’ın tatbik sahasına konulmadığı her zaman dilimi insanlık, mutluluktan ve saadetten uzak kalmaya mahkûm olacaktır.Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri, Kur’ân’ın nuruyla kalblerimizi tenvir eylesin. Bizleri Kur’ân’ın hizmetkârları yapmak suretiyle saadet-i dâreyne dünya ve âhiret saadetine mazhar kılsın. Âmîn.

341