hâdiselerin bozukluğu içinde perişan bırakırlar? Resûlullah muhabbetiyle beslemezler? Allah aşkıyla sulamazlar? İslam havasıyla havalandırmazlar? Perişan ruhlu, perişan kalbli, perişan gönüllü yaşamaya rıza gösterirler? Allah böylesini kime ihsan etmiştir? Allah, Hazreti Muhammed’e kimi böylesine yakın etmiştir?Hangi millet ve hangi cemaattir ki babasından intikal etme suretiyle kurtarıcısını, halaskârını, ışık tutucusunu tanımıştır ve uzakta dahi olsa ona dönmeyi bilmiştir; kalbi tam müteveccih olmasa bile onun arkasında saf duranlara doğru yüzünü çevirmiştir?Moskova’da doğmamış, Paris’te dünyaya gelmemiş, Pekin’de yaşamamıştır. İslam memleketinde doğmuş, İslamî havanın teneffüs edildiği yerlerde koşmuş, Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) konuşulduğu yerlerde yaşamış ve hayatını İslamî duyuş, İslamî görüş ve İslamî oluşlara bağlayarak yaşamıştır… Böylesine bahtiyarlık, böylesine mutluluk…“Tûbâ ve henîen” sırrı âdeta tecelli etmiş, müjdeler olsun onlara… Akibetleri ne güzel onların…Varacakları yer ne güzel onların… Hitabı karşımızda bir şem’a gibi her an yanıyorken maldan, candan, evlattan geçip rahmet olarak Allah’ın bize gönderdiği Hazreti Muhammed’den, O’na yakın olanlar gibi istifade etmeyişimiz…
İşte bu akıllıca bir hareket değildir, bu divanece bir harekettir. Muhterem Müslümanlar!İnsanlar, Hazreti Muhammed’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) ancak bulundukları mevki ve duruma göre istifade ederler. Melekler O’ndan fevkalâde istifade eder, ashâp ondan fevkalâde istifade eder. Kendisi öyle buyururlar:“Müminlere benim rahmet olmam, onların dünyada beni bulmaları, rahmete mazhar olmaları, cennete girmeleri şeklindedir.