Ubeyde! Niçin baştan bana söylemedin?” dedi. “Ne demek yâ Halid? Senin ne olduğunu, vakanın ne olduğunu biliyoruz. Nasıl değiştirirdim seni savaş esnasında?”Ömer’in ifadesiyle Ebû Ubeyde, dünyanın tozuna toprağına bulaşmamış tertemiz kalbli bir insan… Bundan sonra Şam önlerinden Anadolu içlerine kadar İslam ordularının başkumandanı Ebû Ubeyde’dir… Hazreti Ömer, vefatından önce Şam’ı ziyaret eder. Burada hasret giderirler. Ebû Ubeyde, Ömer’i evine götürür. Evde, Ebû Ubeyde’nin bir hasırı, kırbası ve bir öğünlük yemeğinin dışında hiçbir şeyi yoktur. Ömer bunları görünce gözyaşlarını tutamaz ve şöyle der: “Ebû Ubeyde! Dünya herkesi değiştirdi, fakat senin karşında daima dünyayı mağlup gördüm, bir seni değiştiremedi.”Veba salgını ortalığı kasıp kavurmaktadır. Ömer, Şam’dan ayrılırken Ebû Ubeyde arkasından seslenir: “Nereye yâ Ömer? Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun?” Ömer cevap verir: “Evet, Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyorum.”21 “Gazabından affına sığınıyorum.” der gibi vebadan uzaklaşır. Ve sonra da Ebû Ubeyde’ye mektup yazar: “Mektubumu alır almaz derhâl gel!” Ömer’in Ebû Ubeyde’ye ihtiyacı vardır. Resûlullah’ın, “Emînün Hakkan” (Gerçekten güvenilir bir insandır.) dediği, böyle tavsif ettiği bu büyük insana ihtiyacı vardır. “Nâmemi alır almaz derhâl yola çık.” diyordu. Ebû Ubeyde okuduktan sonra nâmenin arkasını çevirir ve oraya şu tarihî sözleri yazar: “Ey Ömer, ben şu anda ordumun içindeyim ve huzurluyum. Veba hastalığının kasıp kavurduğu ordunun içinde teselli verici bir kumandan lazım. Biliyorum ki beni ordumdan uzaklaştırmak istiyorsun. Çünkü hastalığın bana isabet etmesinden endişe ediyorsun ama ben huzur içindeyim.” Nâme Ömer’in eline ulaşıp da Ebû Ubeyde’nin yazdıklarını okuyunca Ömer hıçkırıklarını tutamaz.
Dipnotlar
- el-Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ 7/217; İbn Abdilberr, et-Temhîd 8/368