mı tutamadım. O ise, ‘Ağlama Ebû Hureyre. Kıyamette azabın şiddeti dünyada aç duran kimselere isabet etmez.’ dedi.”19
Bâd-ı heva (boşuna) mı gitti Resûl-i Ekrem’in ıstırabı? Boşuna mıydı açlığı ve susuzluğu?Bin türlü tehlikeye göğüs gerenler… Bela ve musibetleri merdiven merdiven aşanlar… Dağları devirenler… Büyük cihangirler… İnsanlığın efkârını ve kalbini tenvir eden, aydınlatan nebiler… Bu yüce insanların bu dünyada çekmedikleri kalmadı… Ama çektikleri sıkıntıların karşılığını tamamen gördükleri de olmadı. Öyleyse çektiklerinin karşılığını tamamen görecekleri bir âlem gelecektir. Burada her sa’y, muhakkak neticesiyle sa’y’i yapanın karşısına çıkacaktır.Şimdi Ebû Ubeyde b. Cerrah’a dikkatle bakınız!Buhârî ve Müslim birlikte rivayet ediyorlar:“Necran Hıristiyanlarından bir heyet Medine’ye gelmişti. ‘Yâ Resûlallah! Bize güvenilir birini gönder de dini anlatsın.’ dediler. Allah Resûlü, ‘Size dini anlatacak hakikaten güvenilir birini göndereceğim.’ dedi ve ‘Kalk ey Ebû Ubeyde! Bu, emindir, hakkıyla emindir, hakkıyla emindir.”20 buyurdu. Nebinin sesi gelir arkadan, durmadan “Bu hakkıyla emindir.” buyurmaktadır. Ebû Ubeyde hakkıyla emindi, gerçekten güvenilir biriydi. Halid, Hazreti Ömer tarafından azledilip görevden alınınca yerine Ebû Ubeyde kumandan olarak tayin edilmişti. Oysaki Romalılarla Müslümanlar arasında gerçekleşen kritik bir savaş esnasında kumandan değişmesi demek her şeyin alt üst olması demekti. Ebû Ubeyde’ye Hazreti Ömer’in emri geldi: “Kumandan sensin, Halid senin emrinde bir neferdir!” Ebû Ubeyde sesini çıkarmadı. Vaka bittikten sonra Halid’in yanına geldi, halifenin emrini aktardı. Halid, halifenin görevden alma emrinin bulunduğu mektubu öptü, başına koydu. “Ebû
Dipnotlar
- ed-Deylemî, el-Müsned 5/348; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, 7/109.
- Buhârî, eshabu’n-nebî 22, ahbâr 1; Müslim, fezâilü’s-sahabe 55.