İçeriğe geç

Hele, Hak dergâhına yönelirken o vakar ve itminan içindeki hâlleri, o âbidevî görünüm ve duruşları, bizlere, öyle derin şeyler anlatır ve gönüllerimizi öyle saygı ve mehabetle doldururlardı ki; çok defa onların bu teveccühlerindeki sırlı mânâlar bizleri de büyüler ve onların yanına çekerdi. Bu ciddî ve ihtişamlı dakikalar, bir haşyet faslı gibi bütün ruhlarımızı bürür; derken, her gün bize anlatıp durdukları Cennetlerin büyüleyici iklimlerine doğru yükseldiğimizi hisseder; bir adım daha atarak, çeşit çeşit menkıbelerle hayallerimize taht kurmuş Hak dostlarıyla selâmlaşır, kudsîlerin sohbetine iştirak eder; bir gümüş fanustan gönüllerimize dökülen ötelerin tılsımlı ışıklarıyla büyülenir, kendimizden geçer ve sonra da bütün bir ömre gaye teşkil edebilecek ruhanî zevklerin en derinlerine ulaşırdık.

Uhrevî âleme kapı komşu bu dünyada, ötelerin lisanı sayılan ezanlar-salâlar, tesbihler-dualar, bizleri ayrı bir fasla çağırır ve daha derin, daha lahutî iklimlerde dolaştırırdı. Öyle ki, kendimizi hep bir başka dünyada hissederek, içeriye adımımızı attığımız bu âlemde sözlerin en derin ve mükemmelleriyle, daha doğrusu lahutîleriyle en baş döndürücü tasavvurlara ulaşırdık. Saygının, mehabetin, haşyetin doldurduğu sinelerimiz, en dindarâne mülâhazalar içinde herkesi ve her şeyi arınmış, temizlenmiş, kudsîleşmiş olarak görür ve bahtiyarlığına tebessüm ederdi.

43