İçeriğe geç
26. Bölüm

Yeniden Var Olma

Eksiksiz tam bir yenileşme, ancak, ruh, zekâ, his ve iradenin müşterek gayretleriyle mümkündür. Ruh gücünü, bütünüyle kullanmak, geçmişten gelen bilgileri eksiksiz değerlendirmek, sürekli olarak ilham ve mâneviyat esintilerine açık kalabilmek, körü körüne taklitlere takılıp kalmamak ve her zaman nizamiliği takip etmek… İşte mantıkî yenileşmenin birkaç dinamiği!

Ruh zinde, zekâ canlı, his hüşyâr, irade de sıhhatli ise, bugün, geride veya ileride olmanın, üstte veya altta bulunmanın hiçbir önemi yoktur. Kim olursa olsun, ruh ve iradesiyle var olabiliyorsa ve yolunda ilerlemeye talip ise, bugün gerilerin gerisinde bulunsa da, yarın zirveleri tutacağı muhakkaktır.

Çin, o harika surlarını inşa ve o ileri ahlâkî, içtimaî prensiplerini hazırlayıp insanlığa takdim ettiği dönemde, Avrupalı insan, henüz mağaralarda yaşıyordu. Nebiler sayesinde, şarkın dört bir yanı Cennet bahçelerinin ihtişamına ulaştığı hengâmda, Londra şehrinin üzerine kurulduğu yerler, ayıların, kurtların, içinde serbestçe dolaşabildiği ormanlardan ibaretti. Ninova’da, Babil’de, Karnak’ta beşerî harikalar devri sürerken, Sorbon’lar, Oksford’lar, Cambridge’ler henüz rüyalara bile girememişlerdi. Batılı “Orta Çağ” deyip karaladığı bir zaman dilimini –ki gerçekten de onun için öyleydi– koskoyu bir cehalet, bir vahşet içinde idrak ederken, İslâm dünyası, Endülüs’leri, Bağdat’ları ve Buhara’larıyla, ileride Avrupalı’ya da ilham kaynağı olabilecek Rönesansını yaşıyordu…

Cihan var oldu olalı, hiçbir şey kararında kalmamış; gelenler gitmiş, gidenlerin yerlerini başkaları almış ve onları da daha başkaları takip edip durmuştur. Bir zamanın azizleri, başka bir zamanın perişanları; perişan ve derbeder olanları da azizleri olarak ortaya çıkmışlardır. Bu itibarla bugün aziz görünenlerin yarın zelil, bugün zelil sayılanların da yarın aziz olmayacakları iddia edilemez.

121