İçeriğe geç
14. Bölüm

Vicdan Ve Ruhun İklimi

Gerçek hayat, vicdan ve ruhun öteler esintili duru ikliminde yaşanan hayattır; önü ve sonu itibarıyla da asla elemi, kederi, hasreti yoktur.

Hayatı, bütünüyle cismaniyete bağlayan düşünce; mide, bağırsak ve yemek borusunu insan varlığı üzerinde en hâkim unsurlar hâline getirmiş ve insanı bedenî hazlarının âzâd kabul etmez kulu, kölesi yapmıştır.

Yıllar var ki, bu kahredici anlayış içinde insanımızın hem duygu ve düşünceleri, hem de ruhî ve vicdanî temayülleri kaynayıp gitmiştir. Cismaniyetin bu öldürücü girdabında fert, sadece, yiyen, hazmeden, ıtrahta bulunan, şehvetini tatmin yollarını araştıran tâli’siz bir mahlûk; yuva, bağrında bu çeşit bahtsızları barındıran bir tavla; yığınlar da, sağda-solda münbit meralar araştıran sürülerden farksızdır.

Yine bu melun anlayışa göre, geçmiş-gelecek her şeyiyle birer masal, öteler ve ebed düşüncesi faydasız birer hülya, ruhanî zevkler ise, birer garip tesellisinden başka bir şey değildir. Varsa da-yoksa da hâl’i değerlendirip hayattan kâm almak ve bedenî zevklerle gününü gün etmek…

Oysaki, geçmişten gelen inanç ve azmimiz, geleceğe açık düşünce ve tavrımız, bizlere, yaşamaktan daha zevkli, daha güzel şeyler fısıldar. Bizler, gönüllerimizin ihtiyacı olan ve fakat bir türlü erişemediğimiz bütün sevinçleri, saadetleri bu inanç ve bu düşüncede bulur; sonra da her an perde perde ayrı bir vuslata erer gibi oluruz.

68