İçeriğe geç
32. Bölüm

Millî Öfke

Orta Asya’daki kıpırdanışlar, birkaç asırdan beri ruhunu yitirmiş, paramparça olmuş bir milletin yeniden diriliş hareketleridir. Bu mübarek topluluk şu anda, can damarını koparan, kanını emen hasımlarını tanıma, bir esaret tasması gibi boynunda taşıdığı zincirleri kırma ve özüyle bütünleşip “kendi olma” mücadelesi vermektedir. Bu mücadele ve onun stratejisi ne seviyede olursa olsun, onun, asırlar boyu varlığını tehdit eden ve bütün hayat kaynaklarını kurutan dünkü ve bugünkü düşmanlarını sezip anlaması, usulünce onlarla hesaplaşmaya hazırlanması ve bir büyük hesap günü için tam bir metafizik gerilime geçmesi bu mevzuda çok önemli bir adım sayılabilir. Şayet, bu ülke insanları, hasımlarının kuvvet ve üstün yanlarını da hesaba katarak, Allah’a güvenir ve bu yeniden var oluş kavgalarını akıl, mantık ve muhakeme çerçevesinde sürdürebilirlerse, şu bir iki asırlık kâbusları aşabilir; millî ruh ve millî seciyeleri dahilinde yükselerek geleceğin dünya emanetçileri arasına girebilirler.

Tabiî bu arada, millî ruh ve millî seciyeyle alâkalı şeyler ile ahlâk, kültür ve düşünce adına dış menşe’li yabancı unsurların birbirine karıştırılmaması da, bu milletin bugünü ve yarını açısından oldukça ehemmiyetlidir. Evet, bütün dinî ve millî değerleriyle yerle bir edilmiş bir dünyanın yıkıntıları arasında, nelerin ruh ve mânâ kökünden fışkırıp çıktığını, nelerin tepeden inme aşılamalarla millet ağacına ilave edildiğini tayine çalışmak, millet ruhuyla alâkalı olup olmayanı belirleyip ortaya koymak çok önemli bir vazifedir ve mutlaka yapılmalıdır.

153