İçeriğe geç
43. Bölüm

Mescid-i Aksâ

Bazen yerdeki takdirler semadaki değerlere uymuyor. Bakıyorsunuz oradaki bir kudsî burada hakir görülüyor; oradaki metâf-ı kudsiyân, burada en pes ayaklar altında çiğneniyor. Şimdilerde Mescid-i Aksâ bu mânâya ne ürpertici bir misal..!

Museviler ve Hristiyanlar için öteden beri takdis edilegelen bu tarihî ünlü mâbed, Müslümanlar için de ziyareti tavsiye edilen üç mescitten biri olma kudsiyetiyle serfiraz. Mescid-i Aksâ, Hz. Davud ve Süleyman peygamber döneminde altın çağını yaşadı. O muhteşem devirden şimdilerin karamsar ruhlarına kalan sadece bir ağlama duvarı.

Bu iki ünlü nebiden sonra İsrail milletindeki iç bozulmaları, devlet çapındaki çözülmeler takip etti. Bunun tabiî lâzımı olarak da işgaller, tehcirler, sürgünler, esaretler, vesaireler… Asurlar’ın işgaline uğrayan Filistin ve Mescid-i Aksâ, bu zulüm tapanlamasının1 açtığı yaraları tedavi edemeden, öncekileri unutturacak şekilde, bir kez de Babiller’in zulüm paletleri altında ezilip inledi… Derken upuzun esaret yılları ve utandırıcı zilletler… Arkadan bir başka toparlanma faslı, onun arkasından da Romalılar’ın kendilerine has işgal usulleri ve ayrı bir esaret ve zillet dönemi. Yıllar ve yıllar hep böyle düşman vefasızlığı, işgalci cefası ve boynunda zincir Mescid-i Aksâ’nın inlemesiyle sürüp gitmiştir.

196