İçeriğe geç
21. Bölüm

Cedlerimizle Yüz Yüze

Şanlı devirlerimizi bütün ihtişamıyla ihya edip geriye getirmek, “dün”ü bir kere daha yaşamak gibi imkânsızdır. Ne var ki, milletçe varlık ve bekamız, bu muhteşem devirlerle çok alâkalı ve içli dışlıdır. Bizim de ona karşı lâkayt kalmamız mümkün değildir.

Bu önemli hususu çok iyi bilen düşmanlarımız, dünden bugüne, bize olan düşmanlıklarını bütün bir tarih boyu bizi ayakta tutan hayatî dinamikleri yıkmak ve millete millet ruhunu unutturmak istikametinde teksif etmişlerdir.

Evet, asırlardan beri millet düşmanlarının, bu millete karşı en sinsi, en şeytanî planları daima onun ruh ve vicdanını şanlı geçmişinden koparma, onu millî değerlerine karşı yabancılaştırma ve özünden uzaklaştırma istikametinde olmuştur. Zira, millî ve dinî değerlerinden mahrum edilen milletlerin, en emin kuvvet kaynaklarını, en müstahkem siperlerini kaybedeceklerini onlar da çok iyi biliyorlardı. Onun için öteden beri, sürekli olarak, ruh kökümüze, mukaddeslerimize, geçmişe ve geçmişlerimize hücum edip, onları karalamadan geri kalmadılar.. kalamazlardı da; çünkü bizler, o kök, o değerler ve o ölülerin semereleri ve devamlarıydık…

Her milletin, asırlar boyu, varlığını onlara borçlu bulunduğu değerlere saygı duyması; onları, yerinde tazim, yerinde de hasretle anması gayet tabiîdir. Hele bu değerler, o milletin rüyaları ve hülyaları hâline gelerek nesiller ve nesiller boyu onların hatıralarında yaşamış; iradelerine fer, ruhlarına şevk, ümitlerine de payanda olmuşsa…

Bizler, bugüne kadar hatıralarımızda devam edegelen, çağlar ve çağlar boyu gönüllerimizde yaşayan dinî ve millî değerlerle ayakta kalabildik ve bugünlere gelip ulaştık. Bu itibarla, kaç asır sonra gelirsek gelelim kendimizi onlardan hiç mi hiç uzak hissetmedik. Onlar da bizden ne kadar uzak olurlarsa olsunlar, duygu ve düşünce dünyalarımızda hep dipdiri ve taptaze kaldılar.

100