İçeriğe geç

Bütün tohumlar ve meyveler, çokluk âlemlerinde birliğin aynaları, kaderin ve kudretin işaretleridir ki, bu çokluğun kaynağının birlik olduğunu gösterirler. Onlar, kendilerini yaratan Fâtır’ın sanat ve tasvirde birliğine şehadet ederek gün yüzüne çıkar ve tekrar vahdete dönmeleriyle de Sâni’in yaratma ve idaresindeki hikmeti dile getirirler.

Hem o tohumlar ve meyveler, her şeyi yaratan Zât’ın o küçük varlıklara yönelik küllî nazarının, onların kısımlarına da baktığını gösteren hikmetinin işaretleridir. Zira ağacın yaratılmasındaki en belirgin maksat, onun meyvesidir. İşte, insan da şu kâinatın meyvesidir ve kâinatın Yaratıcısının nazarında birinci gaye odur. Kalb de bir çekirdek gibidir ve varlıkları yaratan Zât’ın en parlak aynasıdır. İşte şu hikmettendir ki, şu küçücük insan, bu varlık âleminin yıkılıp değiştirilmesi ve başka bir hal alıp yenilenmesi şeklinde cereyan edecek haşir ve neşre en açık sebep olmuştur.

Allahu Ekber! Sen, büyüklüğünün hakikatine akılların eremeyeceği Yüceler Yücesisin!

Çünkü bütün eşya, لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ deyip kâinatın büyük zikir halkasında beraber zikrederek çalışıyor.

Kabiliyetlerinin diliyle daima “Ya Hak!” deyip hayat haklarını Cenâb-ı Hakk’ın rahmet hazinesinden istiyorlar. Baştan başa da hayata mazhariyetlerinin diliyle “Ya Hayy!” ismini zikrediyorlar.

Üçüncü Mertebe

İzahı, Otuz İkinci Söz’ün Üçüncü Mevkıfı’nın başındadır.

Allah, ilim ve kudretiyle her şeyden büyüktür!

Zira O, öyle bir Kadir, Mukaddir, Alîm, Hakîm, Musavvir, Kerîm, Latif, Müzeyyin, Mün’im, Vedûd, Mütearrif, Rahman, Rahîm, Mütehannin,

408