İçeriğe geç

Şeriat üzere giderken Hakk’a mâlum.

Risale-i Nur’a ki, eylemiştim hem de hizmet,

Risale-i Nur ki, Aliyyü’l-Murtazâ ve Gavs-ı Âzam

Celcelutiye’de ve bazı kasidelerde etmişler işaret,

Risale-i Nur ki, kopmaz ve sağlam bir bağ,

Sımsıkı sarılmıştım zira, hem hidayet hem tam hakikat,

Koydular bizleri ki, orada durmuştu Yusuf (aleyhisselam),

Hem de beraberimizdeydi Hazreti Üstad.

Halil İbrahim

***

Yirmi Sekizinci Lem’a’nın Yirmi Sekizinci Nüktesi

لَا يَسَّمَّعُونَ إِلَى الْمَلَإِ الْأَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ۝دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ ۝ إِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ

وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَابِيحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُومًا لِلشَّيَاطِينِ

وَأَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ السَّعِيرِ

gibi ayetlerin mühim bir nüktesi, dalâlet yolundakilerin bir tenkidi sebebiyle beyan edilecek. Şöyle ki:

Cinlerin ve şeytanın casuslarının, gökten gelen haberlere kulak hırsızlığı yapıp kâhinler, maddeciler ve bazı ispritizmacılar gibi gaipten haber verdiklerini, Kur’an’ın vahyinin başlangıcında vahye bir şüphe düşmemesi için onların o daimî casusluktan, daha çok göktaşlarıyla men edildiğini bildiren ayetler hakkındaki üç basamaklı gayet mühim bir soruya kısaca cevaptır.

382