ve hak olmayan mâbudların ilahlıklarını reddeder. Ezelî ve ebedî mânâsında Cenâb-ı Hakk’ın لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ olduğu gayet açık ve mâlum bir şekilde hükmettiği gibi, bu misalimizde de “Rızık verilen ve yedirilip beslenen şeyler, ilah ve mâbud olamazlar.” mânâsında “Mâbudunuz olan Yüce Rezzak sizden kendine rızık istemez ve siz O’nu doyurmak için yaratılmadınız.” mealindeki ayet, rızka muhtaç ve kendilerine nimet verilen varlıkların ibadete lâyık olmadıklarını gösterir.
Said Nursî
***
بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
أَوْ هُمْ قٓائِلُونَ
Re’fet’in, أَوْ هُمْ قٓائِلُونَ ayet-i celîlesindeki أَوْ هُمْ قٓائِلُونَ kelimesinin mânâsını merak edip sorması ve hapiste sabah namazından sonra başkaları gibi yatmasından gelen rehavet dolayısıyla, elmas gibi kalemini atalete düşürmemek için yazılmıştır.
Uyku Üç Çeşittir
Birincisi
Gaylûledir. Güneşin doğmasından kerahet vakti bitinceye kadar geçen süredeki uykudur. Bu uyku –hadisçe– rızkın noksanlığına ve bereketsizliğine sebep olduğu için sünnete aykırıdır. Çünkü rızık için çalışmaya hazırlanmanın en uygun zamanı, serinlik vaktidir. Bu vakit geçtikten sonra bir rehavet ortaya çıkar. Bu uykunun, o günkü çalışmaya ve dolayısıyla rızka zarar verdiği, bereketsizliğe sebep olduğu birçok tecrübeyle sabittir.
İkincisi
Feylûledir. İkindi namazından sonra akşam vaktine kadar olan zamandaki uykudur. Bu uyku ömrün azalmasına sebeptir. Yani
Dipnotlar
- “Yahut gündüz uykusunda iken...” (A’râf sûresi, 7/4).
- Günün ilk saatlerindeki berekete dair bkz. Ebû Dâvûd, cihâd 78; İbni Mâce, ticâret 41; Tirmizî, büyû’ 6.