Burada konuyla alâkalı olması açısından birkaç misal daha vermek istiyorum: Ebû Süfyan ve Safvan İbn Uyeyne de “Lâ ilâhe illâllah” derken çok içlerine sindirememişlerdi. Bunların kalbleri önce ganimetle telif edilmiş, Müslümanlığa kazanılmış; sonra da Efendimiz’i tanıdıkça, çok hızlı bir değişiklik yaşamışlardı. Meselâ; Hz. Halid büyük bir komutandı. Öyle ki, herkes savaşa katılacağı zaman onun bulunduğu cepheyi tercih ederdi. Elbette ki böyle bir insanın cephe değiştirmesi de kolay olmayacaktı. Ama yerini bulunca da bir hamlede aradaki mesafeyi kapatıvermişti. Ve yine siyercilerin ifadesiyle bir ok gelip gözüne saplandığında, ona bakıp sonra da, “Neye yararsın ki, yetmiş sene kendi sahibini görmedin!” diyecek kadar yürekli davranan Ebû Süfyan da zor yer değiştirmişti ama tam değiştirmişti.5 Bir zaman kendisine ganimet mallarından yüz deve birden verilince, “Vallahi bu insanın hiç açlığa, susuzluğa maruz kalırım endişesi yok. Demek bir insanın bu kadar cömert, bu kadar civanmert olabilmesi için sırtını bir Ganiyy-i ale’l-ıtlâk’a dayaması lâzım.” demişti. İşte bütün bu örnekler, zannediyorum Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) davranışlarındaki isabeti göstermesi açısından yeterlidir.6
Dipnotlar
- 5 Bkz.: İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ğâbe 6/158.
- 6 Müslim, zekât 137; İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-kübrâ 2/152-153.