İçeriğe geç

Efendimiz’in irşadının çok güçlü ve tesirli olmasında emin oluşunun da büyük tesiri vardır. O, gerek peygamberliğinden önce ve gerekse peygamberliğinden sonra, insanlara hep emniyet telkin etmiştir. Zaten O, peygamber olmadan önce de “el-Emin” namıyla anılmaktaydı. Doğrusu O, herkese öyle bir emniyet telkin etmiştir ki, Ebû Cehil ve Ebû Leheb gibi en amansız düşmanları bile, O’nun emin oluşunu kabulde tereddüt göstermemişlerdir. Zira Allah Resûlü bütün hayatını engin bir emniyet ruhuyla geçirmiştir.

Şu tablo bu hakikate güzel bir misal teşkil eder: Hz. Yâsir (radıyallâhu anh) henüz Müslüman olmamıştır. Bir gün dışarıya çıkan oğlu Hz. Ammâr’a nereye gittiğini sorar. Hz. Ammâr: “Muhammed’in yanına.” cevabını verir. Bunu öğrenen Hz. Yâsir, oğluna şunları söyler: “O, emin bir insandır. Mekkeli O’nu böyle tanır. Eğer O, peygamber olduğunu söylüyorsa doğrudur. Çünkü O’nun yalan söylediğini kimse duymamıştır.”

Buna bağlı olarak Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir de sıdk sıfatı vardır. O hayatında bir kere olsun yalan söylememiş ve her zaman çevresine güven telkin etmiştir. Evet Nebiler Serveri hep doğru yaşamış ve doğruluğu tavsiye etmiştir. Zaten bir hadis-i şeriflerinde de O şöyle buyurur: “Doğruluktan ayrılmayınız. Doğruluk sizi birr’e (iyilik, hayır), o da sizi cennete ulaştırır. Kişi doğru olur ve daima doğruyu araştırırsa, Allah katında sıddıklardan yazılır. Yalandan sakının; yalan insanı fücûra (günaha) o da cehenneme götürür. Kişi durmadan yalan söyler ve yalan araştırırsa Allah katında yalancılardan yazılır.”11

5