Fetanet, cerbezeye gitmeyen, daima insanlar için çok faydalı muhakemeler ortaya koyan ve sırat-ı mustakîmi temsil eden üstün akıl demektir. Efendimiz’de –hâşâ– cerbeze yoktur ama, her meseleyi çok kıvrak şekilde kavrama vardır. Bernard Shaw’un da, “Problemlerin üst üste yığıldığı asrımızda bütün müşkilleri bir kahve içme rahatlığı içinde çözen Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) beşer ne kadar muhtaçtır!” sözüyle ifade ettiği gibi, Allah Resûlü en muğlak meseleleri her zaman çok rahatlıkla çözmüştür. O bedeviyetten kurtarıp, küfre ait urbayı sırtlarından çıkararak iman, mârifet ve muhabbetle, Muhammedî ruhun içlerine girdiği bu insanlardan bütün ahlâk-ı seyyieyi söküp atmış ve ahlâk-ı âliyeyi ruhlarının her noktasına işleyerek örnek ve medenî bir toplum ortaya çıkarmıştır. Evet Efendimiz işte o büyük dava için böyle bir fetanetle hazırlanıp gönderilmiştir. Evet, sırat-ı mustakimi ifade eden mutedil bir zekânın irşat ve tebliğ adına ifâ edeceği mânâ çok büyüktür.
Bu mevzuda diğer bir husus da, Efendimiz’in ismet’idir. O’nun peygamberliğinden önceki iffet ve ismet yörüngeli hayatı, daha sonraki peygamberlik vazifesinin bir basamağını teşkil eder. Allah Resûlü ileriye doğru adım adım giderken, kendisinde bulunan bu güzel huy ve hasletler, basamak basamak O’nu daha sonra edâ edeceği o büyük davanın kahramanı haline getirmiştir. O, o kadar afif bir hayat yaşamıştır ki, kendisine düşmanlık yapanlar ona, “sihirbaz”,9 “şâir”10 gibi iftiralarda bulunmalarına rağmen, O’nun ismet ve iffetine aykırı hiçbir şey söyleyememişlerdir.
Dipnotlar
- 9 Bkz. Sâd sûresi, 38/4.
- 10 Bkz. Enbiyâ sûresi, 21/5; Sâffât sûresi, 37/36; Tûr sûresi, 52/30.