İçeriğe geç

Evet Hudeybiye ve sonrasında takip edilen hareket tarzı, önceki dönemlere nispetle tamamen farklı bir çizgi takip etmiştir. Bunu Müslümanların, kâfirleri avuçlarının içine alıp, balmumu gibi yoğurma ve onların gönüllerine kendi ruhlarının ilhamlarını boşaltması şeklinde özetleyebiliriz. Nebiler Serveri’nin bu stratejisi, kısa zamanda meyvesini vermiş ve onlardan çokları Müslümanlığı kabul etmişti. Hatta Ebû Süfyan gibi sertliğe, kötülüğe ve gurura kilitlenmiş bir insanın bile, Allah Resûlü’nün, fethin öncesi “Bugün, Ebû Süfyan’ın evine giren de emindir.”12 demesiyle, hem Resûlullah’a hem de Müslümanlara karşı taşıdığı kötü duygular, buzun güneş karşısında eriyip gitmesi misüllü eriyip gitmiş ve daha sonra da geç uyandığı İslâmî hakâik çerçevesinde çok hızlı hareket ederek geçmişi telafi etme yoluna girmişti.

Meselâ o, Hz. Ömer’in, Yermuk harbine katılanlara; at, eğer, kılıç gibi harp malzemeleri tedarik etmeleri için verdiği parayı reddetmiş, “Ey Allah’ın Peygamberi’nin halifesi! Benim geniş imkanlarım var. Ben ondan kullanırım. Allah yolunda savaşırken hazineden alacağım şeyi kullanmak istemem.” diyerek istiğna göstermiş ve hissesini beytü’l-mâle bırakmıştı. Evet, böyle davranmış ve çok hızlı, âmûdî bir şekilde, âdeta füze hızıyla hak ve hakikate ulaşma yoluna girmişti ki, temelinde de yine Allah Resûlü’nün o engin hilmi, af ve müsamahası yatmaktadır.

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) hep halîmdi ama belli bir süre düşmanları O’na hilmini ifade etme fırsatını vermemişlerdi. Hasımları, onunla aralarındaki atmosferi sürekli sertleştirmiş ve O’nu hep o sert atmosferde mukabeleye zorlamışlardı; ancak hep yanılmışlardı; çünkü o, sertleşme niyetinde değildi.

9