İçeriğe geç

Bazı insanlar vardır, “Allah birdir.” der, ama, sebeplere tesîr-i hakikî vermeden de geri durmaz. Hatta Allah’ın icraatından tam hoşnut olmayabilir; hayatını dizaynda beşerî mülâhazaları tercih edebilir. Bunların hepsi, aslında tevhidin muhtevâ ve mânâsına ters şeylerdir. Evet böyle bir insan “Allah birdir.” dese de, tevhid hakikatine tam ulaşamamış, “fenâ fittevhid=tevhidde fâni” olamamıştır. Onun tevhidde fâni olabilmesi, önce, ibadet, ubûdiyet ve ubûdet şuuruna ulaşması ve onu hayatına hâkim kılması ile mümkün olur. Sonra da o bunu, vicdanı ile hisseder. Hatta zaman gelir öyle bir yakîne ulaşır ki, tevhide götüren delilleri bile zâid bulur. Ve nihayet bu yolda ilerleye ilerleye “keşf” derecesine ulaşarak, tevhid hakikatini, hissin ve vicdanın ötesinde keşfederek yaşar. Fakat hemen ifade edeyim ki, bu seviyeye gelinceye kadar kişi, çarpıklıklara girmekten, düal yaşamaktan, düal düşünmekten kurtulamayabilir.

3