İçeriğe geç

Şöyle ki; Ahzâb sûresi, ele aldığı konular itibarıyla hep Tevhid hakikatini vurgulamaktadır. Gerek bu mesele, gerek peygamberlerden alınan söz, gerek Hendek Savaşının safahatı, gerek tesettür meselesi, gerek kadın-erkek bütün Müslümanlara, Allah ve Resûlü’nün hüküm verdiği şeylerde ihtiyar hakkının tanınmaması, gerek Hz. Peygamber ile münasebette bulunmanın âdâbı ve gerekse ahirete ait ahvâl.. evet bütün bu mevzuların hepsi Allah’ın birliği etrafında örgülenmektedir. Bu bize Mekkî sûrelerin genel karakterini hatırlatmaktadır. Ne var ki, Ahzâb sûresi Medenîdir. Medine’de nâzil olan sûrelerde, bu türlü şeyler istıtrâdîdir. Ahzâb sûresinde ise, bu hususiyetler sûrenin mihverini oluşturmaktadır. Öyleyse bahsi geçen âyeti “Tevhid” zâviyesinden ele almakta zaruret var. Evet tevhid, her ne kadar “Lâ ilâhe illâllah” deyip, Allah’ı birleme olsa da, bu, işin nazarî olanını ifade etmektedir. Bunun amelî plâna çıkması ya da mârifet olarak “ilme’l-yakîn”, “ayne’l-yakîn” mertebelerine, onu da aşıp “hakka’l-yakîn”e ulaşması da, meselenin diğer yönünü teşkîl etmektedir.

2