İçeriğe geç

Şimdi, binlerce ağızdan çıkan, insanımıza hizmete dair kudsî soluklar, mâneviyat adına atmosferimizi öylesine sarıyor ki, gelen zararlı dalgalar kırılıyor ve şihaplar bir bir eriyip parçalanıyor. Tabiî bunlar, bir filizin âheste âheste büyüyüp şekillenmesi gibi, fıtratın kanunlarına uygun bir şekilde oluyor. Ve zaman gelecek birbiriyle münasebeti olan bu parçaların birbirine eklenmesiyle bütünlük elde edilecek ve işte o zaman hayallerdeki umranlar kurulacaktır.

Evet, dün kendilerine ait vazifeyi ifa eden ilk çilekeşler, bugün o emaneti size devredip gittiler. Siz, bugünün mimarları ve fikir işçilerisiniz. İhtiyarınız olmaksızın, ruh yapılarınızın bir ölçüdeki evrenselliğiyle ve genel temayülleriniz neticesi ortaya çıkan aksiyonla, bir yandan bugünün umranını kurarken, bir yandan da geleceğe uzanan köprünün ayaklarını hazırlıyorsunuz. Sizin arkanızdan gelen nesiller de sizden bu emaneti alıp bir başka noktaya götüreceklerdir. Tabiî götürürken de, o köprünün ayaklarının kurulmuş olduğunu görecek ve “Demek ki bunlar bu iş içinmiş” diyecekler. Tıpkı sahabeye, tâbiîne, tebe-i tâbiîne: “İçinizden Peygamberi gören var mı?” ve “Peygamberi göreni gören var mı?”, “Peygamber’i göreni göreni gören var mı?” denilip de kapıların açılması gibi, siz de belli bir noktada yerinizi alacaksınız ve size de o kapılar –Allah’ın inayetiyle– açılacaktır.

2