İçeriğe geç

Aslında böyle disiplinli bir karşılaşma ve konuşmada daha ziyade hakkın ortaya çıkması veya vuzuha kavuşması esas kabul ediliyordu. Konu dinî olduğu takdirde aslî ve fer’î şer’î deliller göz önünde bulundurularak münazara ona göre cereyan ediyordu. Şayet mevzu değişik ilim dallarıyla alâkalı ise bu defa da konuya esas teşkil eden ilim dallarına ait sabiteler, temel disiplinler öne çıkarılarak musâhabe ve müdâvele-i efkâr o çizgide yürütülüyordu. Her iki alandaki münazarada da diyalektiğe girmeden, mugalâtalara sapmadan mantık yürütme önemli bir ahlâkî disiplindi. Böyle bir münazarada, mesnetsiz, delilsiz ve peşin hükümlere bağlı mülâhazalardan olabildiğine uzak duruluyor; her şey gerçek bilgi yörüngesinde götürülüyor ve konuşmanın her faslında hakperestlik mülâhazasına fevkalâde dikkat ediliyordu. Münazırlar birbirlerine kızmıyor, asla öfkelenmiyor, müzakere veya tartışmanın en hararetli noktalarında bile birbirlerine olabildiğine saygılı davranıyor ve karşı tarafın kendini ifade etmesi hususunda fevkalâde centilmence hareket ediyorlardı. Kat’iyen kimse kimseyi hafife almıyor, onunla alay etmiyor ve hep İslâmî bir müsamaha sergiliyorlardı.. ve o günler ne günlerdi..!

137