yıkana yıkana bir safvet, bir arınmışlık, bir incelik ve bir zarafet hissedilir. Hemen hepsi de ışıktan, mânâdan yaratılmış gibi görülüp sezilseler bile âdeta gölgeleri andırır ve kat’iyen kimseyi rahatsız etmezler. Ruhî saygı ve terbiye, benliklerine öylesine işlemiştir ki upuzun bir günü açlık, susuzluk ve arzularına başkaldırmanın cenderesinde geçirdikleri halde melekler kadar ince, ruhanîler kadar da içtendirler. Korku-saygı, nizam-rahatlık, nezaket-ciddiyet karışımı bir ruh hâli onların en bariz yanlarından biridir. Allah’a karşı tavırlarında hep ürpertili, hep dengeli ve hep nazik, birbirlerine karşı da saygılı, tekellüfsüz ve yürektendirler.
Ramazanda, bütünüyle Allah’a yönelmiş her çizgisi bir büyü bu sihirli yüzlerin ve mânâ âlemlerinden bir kısım derinlikleri aksettiren bu sırlı gözlerin hemen hepsi de bir bilinmez âlemin ışıklarıyla pırıl pırıldır. Farklı dünyaların, farklı iklimlerin, farklı düşüncelerin yontup şekillendirdiği bu insanlar, saf olanı-akıllısı, mazbut yaşayanı-biraz dağınığı, uslusu-afacanı, her şeyi görüp bileni-hiçbir şeye aklı ermeyeni, milletine yararlı olma düşüncesiyle oturup kalkanı-hiçbir yararlı düşüncesi bulunmayanı, duyarlı olanı-alabildiğine duygusuzu, mutlu yaşayanı-saadet arayanı, hastalıklar içinde kıvrananı-sıhhatten sarhoş olanı, mağruru, kibirlisi-mütevazii ve muhlisiyle herkes, şaşırtacak şekilde onda birleşir; geceyi beraber duyar, imsaka beraber uyanır, ezanı beraber dinler, namazı beraber edâ eder, iftarı beraber açar ve ihtimal, her akşam oruçlu mü’min için müjdelenmiş bulunan iki sevinç, iki inşirahtan ikincisini de vicdan ve imanlarında beraber duyar ve beraber yaşarlar.
Evet, topyekün bütün Müslümanlar, genci-ihtiyarı, kadınıerkeği, zengini-fakiri, sıhhatlisi-alîli, idare edeni-idare edileni, memuru ve esnafıyla Ramazanın o eriten, yumuşatan, yoğurup şekillendiren sihirli ikliminde bir araya gelir.. ve gönüllere rikkat verecek bir saflık, bir içtenlikle, ancak ruhanîlerin yaşayabileceği