İçeriğe geç

Cihad, inanma, yaşama, beğenme ve sonra beğendiği şeyleri neşredip beğendirme hâlidir. İslamî adaba uymayan, sünnetlere karşı lakayd kalan, farzları tenbellik ve şuursuzlukla esneyerek yapan insanların İslâm adına yapacakları cihad ayn-ı cinayettir. Çünkü muhatapları Namaz kılmak iyi bir şeyse niye esneyerek kılıyorsun? Buyur önce sen yaşa, ben arkandan gelirim. diyeceklerdir. Bütün insanlığın özlemini çektiği halde elde edemedikleri İslâm’ın o saf, sade ve fıtrî yaşantısına teşvik edici davetçiler yumuşak koltuklarında oturdukları, lüks ve ihtişam içinde yemek-içmek gibi fantazi zevklerle meşgul oldukları müddetçe muhatapları: Sade ve fıtrî bir hayat tarzı olarak anlattığın İslâm’ı, buyur önce sen yaşa. Biz de arkandan geliriz diyerek reddedeceklerdir.

Gökgürültüsü gibi haykırsanız; en süslü, yaldızlı laflarla anlatıp kendiniz yaşamasanız, İslâm’a kastetmiş olursunuz. Bu hâl, hakikatın anlaşılmasına perde germekten, insanlığın huzur ve saadet iklimini teneffüs etmesine mani olmaktan başka birşeyin ifadesi olmayacaktır.

Allah Rasûlü cihanı fetheden, o bir avuç cemaatini yetiştirirken, O’nları kıvılcımlar saçan, nar-ı beyza kılıçlar hâline getiriyordu. Hiçbir taraflarında kir, pas,leke ve karanlık nokta bırakmıyordu. Her taraflarından nurlar saçıyorlar, nuranî tayflar neşrediyorlardı. O’nları görenler ışıklarına koşuyor, ateşlerinde yanıyor, şualarıyla yunup yıkanıyorlardı.

Birgün tam olgunlatmamış bir sahabi kanlar içinde huzura gelip: Ya Resûlallah! Şunlara beddua et. Allah bunları kahretsin deyince Efendimiz’in rengi değişti, kaşlarını çattı: Sizden evvel, adam baştan aşağı testere ile doğanırdı da sebrederdi. Allah nurunu tamamlayacak ve siz yeryüzünde yürüyeceksiniz. Kimse size dokunamayacak. Kâlpler ‘Bir’ için atacak, gönüller ‘Bir’e müteveccih olacaktır. Yeryüzünde sürur, sükûnet ve huzur hâkim olacak. Ama siz acele ediyorsunuz. Siz olgunlaşmadan bunların olmasını arzu ediyorsunuz.[58] dediler.

TESİRİN SIRRI RIZA-YI İLAHÎ’DEDİR:

62