İçeriğe geç

Kimi zaman İslami heyecanı gitmiş, üzerine âdeta ölü toprağı serpilmiş bir topluma yeniden heyecan kazandırmaya gayret ediyor: “Aziz olarak yaşamaya hakkı olanlar, ancak fatihler ve azimli olan ruhlardır. Aziz olarak yaşamaya hakkı olanlar, rahatı mevzuunda fedakârlıkta bulunmasını bilen kimselerdir. Rahat terk edilmeden rahata erilemez. Fâni olmadan pek çok yönleriyle bekaya mazhar olunamaz. Beka beladan geçer… Tükenmek lazım ki varlık başlasın… Her şeyin bittiği yerde, bitmeyen bir varlık başlar. İnsanlar nefis ve enaniyet bakımından tükenmelidirler ki asıl hüviyetleriyle, melekiyet yönleriyle, Allah’ın sevdiği taraflarıyla var olabilme yoluna girsinler. Bunu ise ancak belli meselelerde azmi ve ikdamı olan, fatih ruhlu, üzerlerindeki uyuşukluğu atan, gözlerini namütenahi, sonsuz ufuklara diken insanlar başaracaktır.”Bu ruhun ancak sahabi anlayışı içinde elde edileceğine inanan hatip, hutbelerini o seçkin neslin hayatından tablolarla beziyor: “Habbaş b. Kays, o gün atının sırtına binmiş sabahtan ikindiye kadar savaşmıştı. İkindi vakti güneş gurup edeceği an ikindiyle öğleyi beraber cem’ edip de kılayım diye atının üzengisine davranınca birdenbire baş aşağı gitmişti. Öğlen savaşırken bacağını kaybetmiş fakat akşama kadar bunun farkına dahi varmamıştı.”Evet, bu hatip, ömrünü vaazlar, hutbeler, sohbetler, konferanslarla geçiren Fethullah Gülen Hocaefendi’den başkası değildir. Elinizde tuttuğunuz bu kitap ise kendisinin yetmişli yıllarda, camilerde verdiği Cuma hutbelerinin bir kısmını içermektedir.

9