İçeriğe geç

Ben onunla bir koyuna anlaşmıştım. O gidince ben de koyunun ayrı üremesine zemin hazırladım. Seneler geçti ve bu bir tek koyun büyük bir sürü hâline geldi.

Derken, bir gün bu adam kapımı çaldı ve benden hakkını istedi. Ben de o sürüyü göstererek, ‘İşte bunlar senin hakkındır.’ dedim. ‘Ben fakir bir insanım, benimle alay etme!’ dedi. Ben, ‘Vallâhi, alay etmiyorum, alıp da götürmediğin o koyun işte bu hâle geldi. Şimdi al götür!’ dedim. Sevine sevine aldı götürdü.

“Rabbim, bunu ben Senin için yaptım. Eğer Senin için yaptımsa mağaranın ağzını aç.”

İşte bu duadan sonra, taş sonuna kadar kayar; mağaranın ağzı açılır ve hep beraber dışarıya çıkarlar.5

Ey bütün mağaradakiler ve mağaraya girdiklerinde kapısına taş yuvarlanmış ve içeride kalmış bahtsızlar! Sizler de hakkı hak sahibine verdiğiniz ve haksızlıktan uzak kalabildiğiniz takdirde hürriyetin, huzurun, saadetin ferahfezâ iklimine çıkma imkânını elde edecek ve mutlu olarak yaşayacaksınız.

Evet, eğer huzur ve saadet istiyorsanız, Allah’ın prensipleri içerisinde ihkâk-ı hak ediniz ki, Allah da sizin yâr ve yardımcınız olsun ve sizi içinde bulunduğunuz girdaplardan kurtarıp sahil-i selâmete çıkarsın.

Bundan da anlaşılıyor ki, düşüncede, tasavvurda ve akidede istikamet kazanmadıktan sonra, iktisadî meselelerin sağlam bir zemine oturması ve âhenk içinde yürütülmesi çok zordur.

Emek ve sermaye ilişkisinde de durum aynıdır. İşveren ve işçi, biri ücreti verirken, diğeri çalışırken hep Allah’ın murâkabesi altında oldukları şuurunu bir an bile akıllarından çıkarmayarak, yaptıklarını hep bu şuur içinde yaptıklarında, işte o zaman sermaye ve emeğin her ikisi de kudsîleşecek, sömüren-sömürülen çatışma ve çelişkisi de tamamen ortadan kalkacaktır.

355