Ancak burada devletin farklı olarak şöyle bir özelliği de vardır: Devlet, münkeratı eliyle düzeltme konumunda bir otoritedir. Ayrıca, meselâ, devlet fuhşu, içkiyi, kumarı, ihtikârı ve çeşitli münker faaliyetleri eliyle düzeltmeye de kadirdir.. evet, ferdin elinin uzanamayacağı öyle yerler vardır ki, oraya ancak kuvveti temsil eden devletin eli uzanabilir.
Evet, herhangi bir fert, fert olarak, zina eden, içki içen veya kumar oynayan ikinci bir ferde ceza veremez. Onu eliyle böyle bir münkerden vazgeçirmesi söz konusu değildir. Haddizatında devlet, devlet olduğu sürece bu vazifeyi yerine getirmek zorundadır, hatta gevşeklik gösterdiği zamanlarda fertlerin onu uyarma yetkisi vardır.
Asr-ı Saadet’te iş böyle idi. Devletin emîri ve halifesi koca Ömer (radıyallâhu anh) yer yer halkın açıkça ikaz ve hatta tenkitlerine maruz kalıyor ve bundan da rahatsızlık duymuyordu.
Meseleye bu zaviyeden bakılacak olursa, şöyle bir neticeye varmak da mümkündür: Devlet ve fert bu vazifede her zaman mutabakat hâlinde olmalıdırlar. Eğer bu iş sadece fertlere havale edilirse, kuvvet ve müeyyideye vâbeste şeylerde müessir olunamayabilir.
7. Halkın Devleti Denetleme Yetkisi
Eğer devleti kontrol ve denetleme yetkisi fertlerin elinden alınacak olursa, bu defa da dikta ve despotizma ortaya çıkar. Sürekli yukarıdan aşağıya yağdırılan buyruklar, fert ile devletin arasındaki mesafeyi iyice açar ki, zannediyorum bu da hem ferde hem de devlete bir hayli pahalıya mâl olur.
Devletin başındakiler, halk ile iç içe olmalıdırlar. Gerektiğinde teb’adan herhangi bir fert, bir valiyi ya da bir âmiri denetleyebilmelidir. Elbette bu bir ehliyet işidir. Ancak o da izafî bir husustur. Saadet Asrı’ndan buna ait pek çok canlı örnek göstermek mümkündür.