Bu mübarek şehir ve onun faziletli sakinleri arasında gençler, kendilerini cihad, gaza gibi en yüksek mefkûrelere göre hazırlar; orta yaşlılar, genç kuşaklara misal olmanın düşünce niyetiyle kendilerinden bekleneni en mükemmel şekilde temsil etmeye çalışır; ihtiyarlar, o çok buudlu ve rengarenk ömürlerini hikâye etme zevkine çekilerek kalb ve kafalarındaki mazi çağıltılarını yeni nesillerin ruhlarına boşaltma yollarını araştırır.. hâsılı, herkes hayatına yeni yeni buudlar kazandırma peşinde olurdu…
Yine o zamanlar, hemen her evde, türbeler kadar aziz ve ziyarete açık bir veya birkaç gazi bulunur; bunlar çevrelerine, Allah yolunda olmayı ve o uğurda ölmeyi anlatır; anlattıklarını gaza esnasında görüp işittikleri kerametlerle süsler, takviye eder.. zaman zaman dinleyenleri şehitlerle görüştürür, şehadeti sevdirir.. bazen de ellerinden tutar, onlarla upuzun bir seyahate çıkar: Götürüp onları ta Bedr’in aslanlarıyla tanıştırır, Uhud’un yiğitlerine tâzim arz eder, Mute’ye selâm durur, Yermuk’u alkışlar, Malazgirt’e uğrar ve derin bir nefes alır, sonra dolu dizgin Mohaç ovasına koşar, derken durur Bizans surları önündeki sırları hikâye eder, Mercidabık ve Ridaniye’yi anar ve eğilir; sonra da dolu dolu gözlerle Çanakkale bayırlarını gösterir “Ve işte son şeref ve fazilet mücadelesi verdiğimiz yerler.” der inlerlerdi.