كُلُّ فَرْدٍ مِنْ أَفْرَادِ الْحَمْدِ مِنْ أَيِّ حَامِدٍ صَدَرَ وَعَلٰى أَيِّ مَحْمُودٍ وَقَعَ مِنَ الْأَزَلِ إِلَى الْأَبَدِ خَاصٌّ وَمُسْتَحِقٌّ لِلذَّاتِ الْوَاجِبِ الْوُجُودِ الْمُسَمّٰى بِاللّٰهِ
Yani: “Ne kadar hamd ve övgü varsa, kimden gelirse gelsin, kime karşı olursa olsun, ezelden ebede kadar o Vâcibü’l Vücûd Zât’a –ki Allah’tır– has ve lâyıktır.” İşte “ne kadar hamd varsa” mânâsı, bütün mânâları bünyesinde toplama, kuşatma mânâlarını bildiren “-el”den çıkıyor. “Kimden gelirse gelsin” kaydı ise “hamd” masdar olup faili terk edildiğinden, bu makamda umumiyeti ifade eder. Hem mef’ulün bulunmaması, yine hitap makamında külliyet ve umumiyeti ifade ettiği için, “kime karşı olursa olsun” kaydını bildiriyor. Fiil cümlesinden isim cümlesine geçme kaidesi sabit ve devamlı oluşu gösterdiği için “ezelden ebede kadar” mânâsını ifade ediyor. “Has ve lâyık” mânâsını “lillâh”taki “lâm-ı cer” bildiriyor. Çünkü bu “lâm”, kendine has kılma ve hakkı olma mânâlarını ifade eder. “Vâcibü’l Vücûd Zât” kaydı ise varlığının vücûbiyeti ulûhiyetin zaruri gereği ve Zât-ı Zülcelâl’i düşünebilmek için konulan geçici bir unvan olduğundan anlaşılır. “Allah” lafzı mânâsının genişliği, kuşatıcılığı ve birleştiriciliği ile beraber ism-i âzam oluşu itibarı ile diğer ilahî isim ve sıfatlara zorunlu olarak işaret ettiği gibi, Vâcibü’l Vücûd unvanını da bildirir, mânâları arasında onu da barındırır.
İşte, اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ cümlesinin en kısa ve Arapça âlimlerinin üzerinde birleştiği gibi, ilk bakışta görünen bir mânâsı böyleyse, o i’caz ve kuvvetle başka bir dile nasıl tercüme edilebilir?
Hem dünya dilleri içinde nahiv, sözdizimi kaidelerine bağlı olan, Arapçadan başka bir tek dil var, o da hiçbir zaman Arapçanın enginliğine, kuşatıcılığına yetişemez. Acaba o kapsamlı ve i’cazlı, nahiv kaidelerine bağlı dille mucizevî bir şekilde ve onun her yönünü birden bilen, irade eden kuşatıcı bir ilim içinde ortaya çıkmış mukaddes Kur’an kelimelerinin yerini; aklı sınırlı, şuuru kısa, fikri dağınık, kalbi
Dipnotlar
- Öznenin fiilinin neticesi.
- Kelimenin sonunu “i” şeklinde okutan “lâm” harfi. Has, lâyık, müstahak olma mânâlarını ifade eder.
- Vücûbiyet: Zorunlu, vacip, varlığı kendinden olma.
- “Bütün hamdler, övgüler Allah’adır.” (Fâtiha sûresi, 1/2; En’âm sûresi, 6/1; A’râf sûresi, 7/43; Yûnus sûresi, 10/10; İbrahim sûresi, 14/39; Nahl sûresi, 16/75 …)