karanlıklı bazı insanların başka eklemeli ve fiil çekimli dillerde tercüme için kullandığı kelimeler nasıl tutabilir? Hatta diyebilirim ve belki ispat edebilirim ki, Kur’an’ın her harfi bir hakikatler hazinesi hükmündedir; bazen bir tek harf bir sayfa kadar hakikatleri ders verir
Altıncı Nükte
Bu mânâyı aydınlatmak için başımdan geçmiş nurlu bir hali ve hakikatli bir hayali söyleyeceğim. Şöyle ki:
Bir vakit إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ayetindeki, birinci çoğul şahsı ifade eden “nûn” harfini düşündüm ve kalbim, ayetin birinci tekil kipinden “na’büdü” (ibadet ederiz) şekline geçmesinin sebebini aradı. Birden, namazdaki cemaatin fazileti ve sırrı o “nûn” vasıtasıyla açığa çıktı.
Gördüm ki, namaz kıldığım Bayezid Camii’ndeki cemaate dâhil oluşum ve cemaatin her ferdi, benim bir nevi şefaatçim hükmündedir, okuduğum ayetlerde gösterdiğim hükümlere ve davalara birer şahittir, onları destekler. Kusurlu kulluğumu o cemaatin büyük ve çok sayıdaki ibadetleri içinde Cenâb-ı Hakk’ın dergâhına sunmaya cesaretim geldi. Birden bir perde daha açıldı. Yani İstanbul’un bütün mescitleri bir oldu. Şehir, Bayezid Camii hükmüne geçti. Birden, oradaki herkesin dua ve tasdiklerine mânen bir çeşit mazhariyet hissettim. Bunda da kendimi yeryüzü mescidinde, Kâbe-i Mükerreme’nin etrafında, daire şeklindeki saflar içinde gördüm. اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَب الْعَالَمِين dedim, benim bu kadar şefaatçim var, namazda söylediğim her bir sözü aynen söylüyor, tasdik ediyorlar. Madem hayalen bu perde açıldı, Kâbe-i Mükerreme mihrap hükmüne geçti; ben de bu fırsattan istifade ederek o safları şahit gösterip namazda tahiyyatta getirdiğim, أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ şeklindeki imanın tercümanını
Dipnotlar
- “(Haydi öyleyse deyiniz): Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden medet umarız.” (Fâtiha sûresi, 1/5)
- “Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah’adır.” (Fâtiha sûresi, 1/2)
- Mihrap: Camide imamın namaz kıldırırken durduğu bölüm.
- “Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, yine şehadet ederim ki Hazreti Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) Allah’ın resûlüdür.” (Müslim, salât 60; Tirmizî, salât 216; Ebû Dâvûd, salât 178; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 1/292)