İçeriğe geç

içinde gösterir. Akıl dışı kabul edilen, zıtların bir arada bulunmasının en uzak mertebesini, vacip derecesindeki bir suretini bildirir, ispatlar. İşte bu tarz ifadeleri ve üslûbudur ki, en harika edipleri belâgatine secde ettiriyor.

Hem mesela, وَمِنْ اٰيَاتِه۪ أَنْ تَقُومَ السَّمٓاءُ وَالْأَرْضُ بِأَمْرِه۪ ثُمَّ إِذَا دَعَاكُمْ دَعْوَةً مِنَ الْأَرْضِ إِذٓا أَنْتُمْ تَخْرُجُونَ ayetiyle, şöyle yüce bir üslûpla rubûbiyet saltanatındaki haşmeti gösterir: “Gökler ve yeryüzü, iki itaatkâr kışla hükmünde, iki muntazam ordu merkezi suretindedir. O iki kışlada fânilik ve yok oluş perdesi altında yatan varlıklar tek bir emre veya boru sesi gibi bir işarete tam bir süratle itaat ederek ‘Lebbeyk!’ deyip haşir ve imtihan meydanına çıkarlar.”

İşte ayet haşir ve kıyameti ne kadar mucizevî ve yüce bir üslûpla ifade ediyor, o davanın içinde ikna edici bir delile işarette bulunuyor. Gözle görüldüğü üzere, nasıl ki zeminin altında saklanmış, ölü hükmünde tohumlar ve gökyüzünde, yoklukta, hava boşluğunda dağılmış, saklanmış damlalar kusursuz bir intizam ve süratle toplanıp diriltilerek her baharda tecrübe ve imtihan meydanına çıkıyor… Nasıl ki yeryüzünde hububat ve gökyüzünde damlalar her vakit mahşeri andıran bir suret alır… İşte en büyük haşir de öyle kolay meydana gelir. Madem bunu görüyorsunuz, onu da inkâr edemezsiniz, vesaire...

Başka ayetlerdeki belâgatin derecesini şu ayetlerle kıyaslayabilirsiniz. Acaba şu tarzdaki ayetlerin hakiki tercümesi mümkün müdür? Elbette değildir! Olsa olsa ya kısa, özet şeklinde bir meal ya da ayetin her cümlesi için beş altı satır tefsir yazmak gerekir.

Beşinci Nükte

Mesela, اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ bir Kur’an cümlesidir. Bunun, nahiv yani sözdizimi ve beyan kaidelerinin gerektirdiği şekilde, en kısa mânâsı şudur:

500