değil; şahsını, zâtını gayet ciddi severdi. Onun o gayet ciddi, şahsî şefkati ve muhabbeti elbette boşa gitmeyecektir. Evet, Habib-i Ekrem’ini ciddi bir şekilde sevmiş, himaye etmiş ve ona taraftarlık göstermiş olan Ebû Talib inkâr ve inat değil, belki utanma ve kavmine bağlılık gibi hislerden dolayı makbul bir iman getirmemesi üzerine cehenneme gitse de Cenâb-ı Hak, cehennemin içinde bir tür hususi cenneti, onun iyiliklerine mükâfat olarak var edebilir. Kışın bazı yerlerde baharı yarattığı ve uyku vasıtasıyla bazıları için zindanı saraya çevirdiği gibi, hususi cehennemi hususi bir tür cennete çevirebilir.
لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ إِلَّا اللّٰهُ، وَالْعِلْمُ عِنْدَ الِلّٰه
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
Dipnotlar
- İbni Hişâm, es-Sîratü’n-Nebeviyye 1/100-101, 2/265-266; el-Beyhakî, Delâilü’n- Nübüvve 2/186-187.
- Ebu Talib'in cehennemdeki yerinin, Efendimiz'in şefaatiyle oldukça sığ bir yerde olduğuna dair hadis için bkz. Sahih-i Müslim, İman, 209/357.
- Hiç kimse gaybı bilemez, gaybı yalnız Allah bilir.
- Gerçek bilgi Allah katındadır.
- “Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” (Bakara sûresi, 2/32)