İçeriğe geç

yahut onlara peygamber denilmemiş.”

İşte İmam’ın bu düsturuna göre, Allah Resûlü’nün ecdadından böyle peygamberlerin bulunması mümkün...

Yedinci Nükte: Diyorsunuz ki, “Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) anne ve babası ile dedesi Abdülmuttalib’in imanları hakkında en kuvvetli ve en doğru olan haber hangisidir?”

Cevap: Yeni Said on senedir yanında başka kitap bulundurmuyor, “Bana Kur’an yeter!” diyor. Böyle teferruata ait meselelerde, bütün hadis kitaplarını inceleyip en kuvvetli rivayeti yazmaya vaktim müsaade etmiyor. Yalnız şu kadar derim ki, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) anne ve babası kurtuluşa ermiştir, cennet ehlidir ve mümindir. Cenâb-ı Hak, Habib-i Ekrem’inin mübarek kalbini ve o kalbin taşıdığı, bir oğula yakışacak şefkati elbette rencide etmez.

Eğer denilse: “Madem öyle, neden onlar Resûl-u Ekrem’e

(aleyhissalâtü vesselam) iman etmeye muvaffak olamadılar? Neden peygamberliğinin başlangıcına yetişemediler?”

Cevap: Cenâb-ı Hak, Habib-i Ekrem’inin anne ve babasını, kendi keremiyle, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) bir oğula yakışacak suretteki hislerini memnun etmek için minnet altında bırakmıyor. Anne babalık mertebesinden manevî evlat mertebesine getirmemek için kendi hâlis rubûbiyetine karşı minnet altına alıp onları mesut ve Habib-i Ekrem’ini de memnun etmeyi rahmeti gerektirmiş ki, anne babasını ve dedesini ona görünüşte ümmet kılmamış. Fakat ümmetin meziyetini, faziletini, saadetini onlara ihsan etmiştir. Evet, yüksek bir mareşalin yüzbaşı rütbesinde olan babası, onun huzuruna girmekle birbirine zıt iki hissin tesiri altında bulunur. Padişah, o mareşal makamındaki yaver-i ekremine merhamet ederek babasını onun emrine vermiyor.

Sekizinci Nükte: Diyorsunuz ki, “Amcası Ebû Talib’in imanı hakkında en doğru hüküm nedir?”

Cevap: Şiîler imanı olduğuna hükmeder, Ehl-i Sünnet’in çoğu ise buna hükmetmez. Fakat benim kalbime gelen şudur:

Ebû Talib, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğini

493