İçeriğe geç

olarak إِنَّمَاۤ أَمْرُهُ إِذٓا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ buyurur. Şu yüce hakikatin sayısız sırrından beşini, beş nüktede söyleyeceğiz.

Birincisi

Cenâb-ı Hakk’ın kudreti için en büyük şey, en küçük şey kadar kolaydır. Bir canlı türünün bütün fertleriyle yaratılması, tek bir ferdin yaratılması kadar zahmetsiz ve rahattır. Cenneti yaratmak bir bahar kadar kolay; bir baharı var etmek bir çiçek kadar rahattır.

Şu sırrı izah ve ispat eden nuraniyet-şeffaflık sırrı, mukabele sırrı, denge sırrı, intizam sırrı, itaat sırrı, tecerrüt sırrı haşre dair Onuncu Söz’ün sonunda ve meleklere, ruhun bekâsına, ölümden sonra dirilişe dair Yirmi Dokuzuncu Söz’deki haşir meselesinde, İkinci Maksat’ta altı temsille ispatlanarak gösterilmiştir. Buna göre, Allah’ın kudretine nispeten yıldızların yaratılması zerreler gibi kolaydır; sayısız fert bir tek fert kadar zahmetsiz ve rahatça var edilir. Madem bu altı sır o iki Söz’de ispatlanmıştır, meseleyi onlara havale ederek burada kısa kesiyoruz.

İkincisi

Allah’ın kudreti karşısında her şeyin eşit olduğuna kesin ve apaçık delil şudur:

Gözümüzle görüyoruz ki, hayvanların ve bitkilerin yaratılmasında, • Sonsuz bir cömertlik ve çokluk içinde, son derece sağlam, nok-

sansız ve güzel bir sanat bulunuyor.

• Hem son derece karışıklık içinde, benzerlerinden son derece

farklılık ve ayrılık görünüyor.

• Hem son derece bolluk ve genişlik içinde, sanatça son derece

kıymetlilik ve yaratılış bakımından güzellik bulunuyor.

• Hem o varlıklar son derece sanatlı bir şekilde, çok donanıma ve

zamana muhtaç olmakla beraber, gayet kolayca ve süratle var ediliyor. O sanat mucizeleri âdeta birden ve hiçten vücuda geliyor.

İşte yeryüzünde her mevsim açıkça şahit olduğumuz bu kudret faaliyeti kesinlikle gösterir ki, şu fiillerin kaynağı olan kudret için en büyük

318