İçeriğe geç

mânâsı ifade ediliyor. Halbuki ölüm görünüşte çözülüp dağılma, çürüyüp bozulmadır, yok oluştur, hayatın sönmesidir, lezzetleri acılaştırandır; nasıl yaratılmış ve bir nimet olabilir?

Cevap: Birinci soruya verilen cevabın sonunda denildiği gibi; ölüm, hayat vazifesinden bir terhis, bir paydostur, bir mekân değiştirmedir, varlığın başka bir hal almasıdır, bâki hayata bir davet, bir başlangıçtır, sonsuz bir hayatın giriş kapısıdır. Nasıl ki, hayatın dünyada var edilmesi bir yaratmadır ve takdirle olur. Aynı şekilde, dünyadan ayrılmak da bir yaratma ve takdirle, bir hikmet ve iradeyle gerçekleşir. Çünkü en basit hayat tabakasındaki bitkilerin ölümü, bunun hayattan daha kusursuz bir sanat eseri olduğunu gösteriyor. Zira meyvelerin, çekirdeklerin, tohumların yok olması, bozulup çürüme ve dağılma şeklinde göründüğü halde, gayet muntazam bir kimyevî işlemden, unsurların, elementlerin belli bir ölçüyle kaynaşmasından ve zerrelerin hikmetlice bir araya gelmesinden ibaret bir yoğurma faaliyetidir ki, bu görünmeyen, intizamlı ve hikmetli ölümün neticesinde sümbül ortaya çıkıyor. Demek çekirdeğin ölmesi, sümbülün hayatının başlaması demektir; belki o ölüm, sümbülün hayatının ta kendisi hükmünde olduğu için hayat kadar kusursuzdur ve yaratılmıştır.

Hem canlı meyvelerin yahut hayvanların hayatının insanın midesinde son bulması, onların insanın hayat mertebesine çıkmalarına vesile olduğundan “bu ölüm, onların hayatından daha muntazamdır ve Cenâb-ı Hakk’ın bir eseridir” denilir.

İşte en basit hayat tabakasındaki bitkilerin ölümü böyle hikmetli, intizamlı ve yaratılmış ise, hayat tabakalarının en yükseğinde bulunan insan da, yeraltındaki bir çekirdeğin yeryüzünde ağaç olması gibi, yerin altına girince elbette berzah âleminde bâki bir hayat sümbülü verecektir.

Ölümün bir nimet olması hakikatinin pek çok yönünden dördüne işaret edeceğiz:

Birincisi: İnsanı ağırlaşmış hayat vazifesinden ve yükümlülüklerinden azat edip dostlarının yüzde doksan dokuzuna kavuşması için berzah âlemine açılan kapı olduğundan, ölüm en büyük bir nimettir.

16