İçeriğe geç

Evet, Cenâb-ı Hakk’a iman eden, elbette O’na itaat edecektir. İtaat yolları içinde en makbulü, dosdoğru ve emniyetli olanı, en kısası ise şüphesiz Habibullah’ın gösterdiği ve takip ettiği yoldur.

Kâinatı bunca nimetle dolduran Kerîm-i Zülcemâl’in şuur sahiplerinden o nimetlere karşı şükür istemesi zaruridir ve istediği bellidir. Kâinatı bu kadar sanat mucizeleriyle süsleyen o Hakîm-i Zülcelâl, elbette, açıkça, şuur sahipleri içinde en seçkin zâtı muhatabı ve tercümanı, kullarına tebliğci ve imam yapacaktır. Hem bu kâinatı had ve hesaba gelmez cemâl ve kemâl tecellilerine mazhar eden o Cemîl-i Zülkemâl, elbette, açıkça, sevdiği ve göstermek istediği cemâl ve kemâlinin, isimlerinin ve sanatının en kuşatıcı ve kusursuz mikyası ve aynası olan zâta, en mükemmel kulluk vaziyetini verecek ve onu diğer kullarına örnek kılıp herkesi ona uymaya sevk edecektir ki, o güzellik başkalarında da görünsün.

Kısacası: Allah sevgisi, sünnet-i seniyyeye uymayı gerektiriyor ve onu netice veriyor. Ne mutlu o kimseye ki, sünnete uymakta hissesi çoktur! Yazıklar olsun o kimseye ki, sünnet-i seniyyeyi takdir etmeyip bid’atlara girer!

Altıncı Nükte

Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurmuş:

كُلُّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ وَكُلُّ ضَلَالَةٍ فِي النَّارِ yani اَلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ ayetinin sırrı ile, Nurlu İslam Şeriatı’nın kanunları ve sünnet-i seniyyenin düsturları tamamlanıp kemâlini bulduktan sonra yeni icatlarla o düsturların beğenilmediği veyahut –hâşâ ve kellâ– noksan görüldüğü hissini doğuran bid’atlar çıkarmak sapkınlıktır, ateştir.

Sünnet-i seniyyenin mertebeleri var:

Bir kısmı vaciptir, terk edilmez. Bu kısım, İslam şeriatında etraflıca

90