Yani “Ümmetim bozulduğu zaman kim benim sünnetime sarılırsa yüz şehit sevabı kazanabilir.”
Evet, sünnet-i seniyyeye uymak şüphesiz çok kıymetlidir. Bilhassa bid’atların her yere girdiği bir zamanda daha da kıymetlidir. Hele ümmetin bozulduğu devirde sünnet-i seniyyenin küçük bir adabını uygulamak, ciddi bir takvanın ve kuvvetli bir imanın varlığını hissettirir. Sünnete uymak, doğrudan doğruya Resûl-u Ekrem’i (aleyhissalâtü vesselam) hatıra getirir. O hatırlayış da Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda bulunma fikrine dönüşür. Hatta en basit bir davranışta, yeme, içme ve yatma adabında sünnet-i seniyyeye uyulduğu vakit, o basit davranış, o fıtrî hareket sevaplı bir ibadet ve şer’i bir amel olur. Çünkü insan o basit hareketiyle Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) uyduğunu, bunun şeriatın bir edebi olduğunu düşünür ve şeriat sahibinin o olduğunu hatıra getirir. Ve kalbi Şeriat’ın Hakiki Sahibi olan Cenâb-ı Hakk’a yönelir. Rabbinin huzurundaymış gibi bir hale bürünür ve ibadet sevabı kazanır.
İşte bu sırdandır ki, sünnet-i seniyyeye uymayı kendine âdet edinen, alışkanlıklarını ibadete çevirir, bütün ömrünü verimli ve sevaplı hale getirebilir.
İkinci Nükte
İmam Rabbânî Ahmed-i Fârukî (kuddise sirruh) demiş ki: “Ben ruhani yolculuğumda mertebeleri kat ederken evliya tabakaları içinde en parlak, en muhteşem, en latif ve en emniyetli tabakanın, sünnet-i seniyyeye uymayı tarikatlarının esası kabul edenler olduğunu gördüm. Hatta o tabakada çok yüksek mertebeye sahip olmayan evliya, diğer tabakaların has velilerinden daha muhteşem görünüyordu.”
Dipnotlar
- Mesela Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), yemeğin başında besmeleyi unutan kimsenin, hatırladığı anda “Hem başı, hem ortası, hem de sonu için Bismillah” demek suretiyle bunu telâfi edebileceğini belirtmektedir: Tirmizî, et’ime 47; Ebû Dâvûd, eşribe 15; İbni Mâce, et’ime 7; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 6/143, 207, 265.
- Mesela Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), suyu üç nefeste içtiğine dair bkz. Buhârî, eşribe 26; Müslim, eşribe 122, 123; Tirmizî, eşribe 14.
- Mesela Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), yatarken sağ avucunu yanağının altına aldığına dair bkz. Buhârî, deavât 8; Tirmizî, deavât 29; Ebû Dâvûd, edeb 177.
- İmam Rabbânî, el-Mektûbât 1/240 (260. Mektup).