Başta da söylediğimiz gibi Mekke’de inen sûrelerin bir kısmında zekât ıstılahî anlamının dışında tezkiye ve temizlik gibi mânâlarda kullanılmış, bazı âyetlerde ise daha önceki peygamberlerle onların ümmetleri arasındaki münasebetlerle ilgili olarak zikredilmiştir. Bununla birlikte bu âyetlerin bir kısmında, mü’minler anlatılırken, onlara ait bir sıfat olarak zekât verdiklerinden bahsedilmiştir. Başka bir âyette de malın artması düşüncesiyle faiz olarak alınan para bulaşmış malın Allah katında bir bereketi olmayacağı için aslında artmayacağı, ancak Allah rızası gözetilerek verilen zekâtın malda devamlı artışa sebep olacağı anlatılmaktadır.150 Mekke’de inen bir başka âyette ise müşrikler kınanırken, onların ortak özellikleri olarak zekât vermemeleri ve ahireti inkâr etmeleri nazara verilmektedir.151
Yine Mekke’de inen şu âyette, toprak mahsulü olan hububat ve bilhassa meyvelerden bahsedildikten sonra, كُلُوا مِنْ ثَمَرِهِ إِذَا أَثْمَرَ وَآتُوا حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ وَلَا تُسْرِفُوا إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ “(Bütün bu bitkilerin, ağaçların) her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin, hasat günü de hakkını verin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.”152 denilerek, bir nevi öşre hazırlık yapılmış ve israfla tasadduk arasındaki farka dikkat çekilmiştir.